Gönderi

“Bilinçdışı yalan söylüyorsa neye güvenebiliriz?”
Sayfa 301·Kitabı okudu
Psikoloji
·
1.961 Gösterim
2 Yorum
Bu konuda Freud hakkinda film izlemiştim net gözlemlediğim şey hipnozdan sonra konuşma kürünun keşfediyor, Freud’un Anna O. vakasında Breuer ile birlikte keşfettiği o "konuşma kürü" , aslında psikanalizin doğum sancısı olarak orada doğuyor. Çünkü histerik vakalarinda bu çoklu bölünme onlari bir noktaya götüremiyordu. Hastaların yalan söylemesi" veya gerçeği "çarpıtması", ahlaki bir sahtekarlık değil, bilinçdışının yapısal bir savunma biçimiydi. Lacan’ın meşhur bir sözü vardır: "Hakikat, yalanın içinden konuşur." Histerik hasta (Anna O. örneğinde olduğu gibi), babasına duyduğu öfkeyi veya annesiyle ilgili bastırılmış bir arzuyu doğrudan söyleyemez. Bunun yerine kolu felç olur, dili tutulur veya hikayeyi çarpıtır. Psikanaliz burada bir dedektiflik bürosuna dönüşür: Suçlunun (bastırılan duygu) kim olduğuna değil, geride bıraktığı "izlere" (semptomlara, dil sürçmelerine) bakılır. Güvenilen şey; Dilin kendisidir. Ne kadar yalan söylerse söylesin, özne konuşmaya devam ettiği sürece bilinçdışı "açık vermeye" mahkumdur. Çünkü dil, öznenin kontrol edemediği bir yapıdadır. Psikanalizde "güven", hastanın dürüstlüğüne değil, semptomun mantığına duyulan güvendir. Semptom asla yalan söylemez; o her zaman bir gerçeği haykırır, ama bunu "şifreli" bir dille yapar.
Evet, Freud ve Lacan’ın vaka analizlerinde Anna O. ismi çok sık geçiyor, okumalarda karşıma çıktıkça ben de iyice aşina oldum. Bahsettiğiniz bölümü de hatırlıyorum özellikle hipnoz sahnesi ve yalan meselesi. Lacan’ın “Hakikat, yalanın içinden konuşur” sözünü buraya gerçekten çok güzel bağladınız. Özellikle “Hastanın dürüstlüğüne değil semptomun mantığına güvenilir” tespitinize ve “dedektiflik bürosu” benzetmenize kelimenin tam anlamıyla bayıldım. Genelde bilinçdışının bu çarpıtmaları birer saklama çabası sanılır ama aslında sizin de dediğiniz gibi bu, semptomun kendi şifreli diliyle “beni duy” diye haykırışından başka bir şey değildir. Yorumlarınızı her zaman büyük bir keyifle okuyor, üzerinde düşünüyor ve tek bir detayı bile kaçırmamaya özen gösteriyorum. Bu da çok değerliydi, teşekkür ederim ☺️
1 yanıtı göster
Tutarlılığa! Yüzde yüz olmasa bile bu durumda süreç içindeki en güvenilir yardımcı olabilir.
Önceki 8 yanıtı göster
BilalBilal evrim benzetmeniz güzeldi. İnsanı koruyan düşünceler evet, güzel ama gerçeğin yerini almaya başladıklarında o dengeyi doğru kurmak gerekiyor. Tamamen gerçeklerden kaçmamak hazır oldukça onlarla yüzleşmek lazım diyebiliriz bu durumda. O halde hazır oldukça gerçeklerle yüzleşmek üzere diyelim ☺️ eşliğiniz için teşekkür ederim keyifli bir diyalog oldu.
1 yanıtı göster
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.