Dilek Bilgin Bence tam olarak dediğiniz gibi, mesele dengeyi kurabilmek. Ama burada ince bir fark var gibi geliyor bana: Bizi koruyan düşünceler, eğer gerçeğin yerine geçmeye başlarsa bir noktadan sonra gelişimimizi de durdurabiliyor. O yüzden belki de en doğrusu, kendimizi koruyan o “yumuşatılmış” hali tamamen bırakmak değil ama zamanla gerçeğe biraz daha yaklaşabilmek. Yani kaçmak değil, hazır oldukça yaklaşmak diyebilirim. Tıpkı evrim gibi yavaşça, bu değişimin hızını hisettemeden ama bilerek.