Herkese Merhaba
Bugün sizlere Sibel Dülger kaleminden Yokuştaki Ev kitabının yorumu ile geldim
Nisan ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 63 sayfalık bir kitap
Hayat gerçekten de sadece seçimlerimizden mi ibaret?
•Kısacık olmasına rağmen çok derin izler bırakan, sarsıcı bir ilk kitapla geldim: Yokuştaki Ev
Kitaptan iki öyküyü sizinle paylaşmak istiyorum:
Meryem: İran’da yaşanmış gerçek bir hayat hikayesi bu. Meryem uykusunda kabuslar görüyor; göğsünde yılanlar, ayaklarında canavarlar. Ama asıl kâbus uyanıkken yaşadığı hayat. Babası gururlu bir subay ama iftiraya uğramış. Meryem rüyasında koca bir kalabalığın babasını haksız yere linç edip götürüşünü izliyor. Uyandığında ise başucunda babası var ve o gece, babasıyla geçireceği son gece. Babasının kızına hitap şekli olan o "Gole Meryem" deyişi ve ardında bıraktığı hüzünlü beste beni benden aldı. Çok dokunaklıydı.
Yokuştaki Ev: Kitaba adını veren okurken sinirden tırnaklarımı kemirdiğim hikâye. Maddi imkansızlıklar yüzünden evden çıkmak zorunda kalan bir kadın var. Kocası tam bir bencil; kadın kuruş hesabı yapıp işe yürüyerek giderken, adamın umurunda bile değil. Taşındıkları ev dik bir yokuşun tepesinde, döküntü ve rutubet kokuyor. Kadının oradaki tek sığınağı ne biliyor musunuz? Kitapları. Kocası bunlara ne gerek var dedikçe o Tolstoy’a, Virginia Woolf’a sarılıyor. Çünkü onun tek kaçış bileti o satırlar.
•Sibel hocamın o kadar duru ve bizden bir dili var ki bayıldım. Kitapta toplam 9 öykü var ve ilişkilerdeki o dilsiz uyumsuzluklar, kadınların toplumda ve evde verdiği o görünmez ama devasa mücadeleler o kadar naif işlenmiş ki hayatın tüm kusurlarını saklamadan, bize kırık bir ayna tutarak gösteriyor.
Yazarımızın kalemine sağlık
Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum bırakabilirsiniz
Okumayı ihmal etmeyin
im t u b i s ʚĭɞ
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202640 okunma