Lahiri, bildiği dilden değil, seçtiği dilden, İtalyancadan seslenmiş sanki..Hikâyelerdeki kahramanların çoğu Roma’nın o görkemli meydanlarında değil, ara sokakların gölgesinde, apartman dairelerinin sessizliğinde kendi yabancılıklarını yaşamışlar. Okurken hep dedim ki İnsan, evindeyken bile sürgün olabilir mi yahu..
Güneşin her şeyi aydınlattığı bu şehirde, bazen en karanlık olan şey insanın kendi içindeki köksüzlük duygusuydu adeta..
Beni en çok etkileyen, karakterlerin o geçici halleriydi.Hepsi bir yerlere varmaya çalışırken aslında oldukları yerde ne kadar misafir olduklarını fark ediyorlar. Lahiri’nin o süssüz ama derin anlatımı, Roma’nın taşlarına sinmiş yalnızlığı kalbime fısıldadı..
Kalabalıklar içinde kendi sessizliğimi dinlemeyi seviyorum ve bu hikâyeler benim ruhuma iyi geliyor.. Roma Hikâyeleri