Merhaba kitapsever dostlar
Öyle bir kitap okudum ki yüreğimi paramparça etti. Kitabın neresinden başlasam, neresini anlatsam az kalır.
Kitap boyunca duygu yoğunluğu yaşadım, çokça hüzünlendim. Sonlarına doğru ise gözyaşlarımı tutmak mümkün olmadı.
İntihar etmek için raylara yatmayı seçen iki gencin, aynı raylar üzerinde rastgelmesiyle başlıyor aslında her şey. Daha doğrusu böylece biz bu gençlerin hayat hikayelerine şahit oluyoruz. Birbirlerine kendilerini intihara sürükleyen hikayelerini anlatmaya başlıyorlar.
Birisi Kanadalı Hristiyan bir ailenin çocuğu Ted, diğeri Bosna Hersekli Müslüman bir ailenin çocuğu Faruk.
Ted’in hikayesi tam bir aile dramıyken, Faruk’un ki ise bir soykırımın hikayesi.
İnsanoğlu, dini, dili, ırkı ne olursa olsun hayatta hep zorluklarla karşılaşmakta. İmtihanlar hepimizin kapısını çalmakta. Ama bazılarımızki herkesin imtihanından daha ağır olmakta.
Bu iki gencinde hikayesi de öyle zor, öyle derindi.
Hele ki Faruk’un hayat hikayesi beni çok sarstı. Çünkü Bosna’daki bu soykırım tarihin acı gerçeklerindendi. Okurken dayanamadığım acıları, birilerinin yaşamış olması yüreğimi zorladı.
Maalesef dünyanın birçok yerinde hala aynı durumlar yaşanmakta. İnsanoğlunun açgözlülüğü hiçbir devirde bitmedi, bitmeyecekte. O yüzden bu zulümleri unutturmamak adına böyle eserlerin çoğalmasını umuyorum.
Çünkü ne diyordu Aliya İZZETBEGOVİÇ
“Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır....”
Bu eserden çıkaracağımız çok fazla ders var aslında. İçerisinde siyaset, edebiyat, din ve kültür hakkında çok güzel diyaloglar var. Yani sıradan bir romandan çok fazlasını içeriyor. O yüzden okumanızı çok isterim.
#raylarayatanadam #okudumbi̇tti̇