·264 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Nisan 2026 23:45 Kitaba ilk baktığımda bir belagat ders kştabı niteliğinde kahvramlar, belagat tanımlarıyla ilgili bir tür sözlük çalışması gibi düşündüm. Fakat okumaya başlayınca o belagat kavramlarının nasıl incelikle işlendiğini gördüm. Hani bir söz var ya "İnsan elbisesiyle karşılanır, konuşmasıyla uğurlanır. " diye işte tam da konuşmamıza yön verecek bir eser.
Tabi Sözlerin en güzeli Kur'an ve hatiplerin en güzeli Peygamber Efendimiz (s.a.s.)'den öğreniyoruz bu inceliği, üslubu da. Başarı yolunda atılması gereken adımlar, hitabet ve beden dile olarak üç bölümde İslam açısından bir Müslüman hangi adımlarla, nasıl konuşarak ve hareket ederek örnek olur, konuşmanım Adab-ı Muaşeret'ini öğretiyor bize.
Konuşma ile ilgili özellikle iki paragraf kelimelerin hayatımızda, toplumumuzda nasıl yer ettiği konuşunda çok etkili ve düşüncürücü oldu: "Ey ehl-i iman? Hayatınız ehl-i küfre benzemediği gibi kelimeleriniz de onlara benzemesin. "tabiatın işi, doğanın eseri" demeyiniz, "ALLAH'ın sanatı" deyiniz. "İçgüdü" demeyiniz, "ilham" deyiniz. "Şeker Bayramı" demeyiniz, "Ramazan Bayramı" deyiniz "Tanrı" demeyiniz "ALLAH" deyiniz." "İnsan, kullandığı kelime ve cümleler dikkat etmek zorundadır. Mesela "Osmanlı Devleti" yerine "Osmanlı İmparatorluğu" demek, AlLLAH yolunda cihadı şiar edilmiş kahraman ecdadımızı farkına varmadan sömürgeci göstermektir. "İşimiz ALLAH'a kaldı" şeklinde konuşmak bilmeden ALLAH'a şirk koşmaktır. Zira bütün işler ALLAH'ın iradesiyle meydana geldiğinden, böyle bir ifade bir kısım işleri kulun tasarrufunda kabul etmektir."