Gönderi

Ah Kya Ahh çocuğum
8/10
·400 syf.··
2026 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 22:37
Kitap hakkında en ufak bir bilgim yokken, çok sevdiğim bir arkadaşımın hediyesi olarak başladım. İyi ki de okumuşum. Bir sabah, timsah derisi ayakkabılarını giyen anne valizini alır ve evi terk eder. Ardında kalan çocuklarının gözleri yaşlıdır: “Annem geri dönecek mi?” Günler geçer ama anneden ne bir haber ne de bir iz vardır. Annenin gidişiyle birlikte geride kalanların hayatında adeta felaketler üst üste gelir. Tam anlamıyla bir “yaprak dökümü” yaşanır; aile üyeleri birer birer gider. Jodie’nin gidişine çok kızsam da, içinde bulundukları şartları düşününce aslında pek de alternatifleri olmadığını anlıyorum. Çocukların alkolik bir babayla baş etmeleri hiç kolay değildir. Yalnızca 6 yaşındaki Kya kalır. Gidecek başka yeri olmadığı için babasıyla yaşamaya devam eder. Bataklıktaki izbe kulübede hayatta kalabilmek için küçük yaşta tekne kullanmayı, balık tutmayı, midye toplamayı, çamaşır yıkamayı ve yemek yapmayı öğrenir. Geçimini ise tuttuğu balıkları Zıpzıp’ın yakıt ve yem dükkânında satarak sağlar. Okul çağı geldiğinde okula gider, ancak yalnızca bir gün. Çünkü arkadaşlarının zorbalığına dayanamaz. Maalesef kötülük vardır ve çocuklukta bile var olmaya devam edecek. Zaman geçer, Kya 14 yaşına gelir. Vücudundaki değişimleri anlamlandıramaz; ta ki yetişkinliğe adım atana kadar. Bu süreçte, Tate hayatına girer ve onun ilk aşkı olur. Tate, Kya’ya okuma yazma öğretir, kitaplarını onunla paylaşır. Ancak Tate üniversiteye başlayınca aralarına mesafe girer. İkinci bölümde Kya artık 19 yaşındadır ve kasabanın zengin ve şımarık delikanlısı Chase Andrews, Kya’nın hayatına girer. Kya sevmeye ve birine tutunmaya açtır; Chase ise karmaşık duygular içindedir. Bir yandan Kya’ya hayranlık duyar, belki sever; diğer yandan alıştığı sosyal kalıpların dışına çıkamaz. Tate’in bıraktığı duygusal boşluğu Chase ile doldurmaya çalışır.Bu seçimine kızsam da, bulunduğu koşulları,onun yalnızlığını, dışlanmışlığını ve konuşmaya, paylaşmaya duyduğu ihtiyacı anlayabiliyorum. İnsan sosyal bir varlık; yalnızlık eğer mecburiyetse, gerçekten çok zor. Ancak Kya’nın seçtiği kişi yanlış biri. Savunmasızsanız ve arkanızda dağ gibi bir aile yoksa, en kolay av siz olursunuz. Bir gün Kya, Chase’in evli olduğunu gazeteden öğrenir. Aldatılmak, terk edilmek ve duygularının hiçe sayılması büyük bir yıkım olsa da, Kya tüm bunların üstesinden ilk aşkı Tate’in desteğiyle gelir. Kitap boyunca insanların ne kadar önyargılı olabileceğini, kalbi güzel insanların ne kadar az olduğunu ve doğanın insanı nasıl hayatta tuttuğunu görüyoruz. Doğadaki her canlının bize anlatacağı ne çok şey var… Kya’nın yaşamına paralel olarak bir de cinayet soruşturması ilerliyor. Ancak polislerin soruşturma sürecini oldukça zayıf buldum. Delil toplama ve ifade alma aşamaları yetersizdi. Bu kadar az bilgiyle Kya’nın tutuklanmasını anlamlandıramadım. Keşke cinayetin çözüm kısmı okuyucuya daha açık bir şekilde sunulsaydı. Son sayfasına kadar doğayla uyum içinde ilerleyen, insanın “öteki” yüzünü gösteren, iyi duyguları derinden hissettiren, yer yer iç sızlatan ve düşündüren bir hikâyeydi. Okurken Kya’yı o kimsesiz çocuğu sarıp sarmalamak istedim. Filmine gelince; açıkçası çok beğendiğimi söyleyemem. “Bataklık” olarak anlatılan yerin adeta cennet gibi gösterilmesi bana gerçekçi gelmedi. Ayrıca Kya’nın büyüme süreci filmde çok hızlı geçilmişti; muhtemelen süre kısıtlamasından dolayı. Bu yüzden iyi ki önce kitabını okumuşum diyorum. Özetle: Hiçbir çocuk, hiçbir kadın, hiçbir insan bu kadar güçlü olmak zorunda bırakılmamalı.
Kya'nın Şarkı Söylediği YerDelia Owens · Salon Yayınları · 20253,775 okunma
·
143 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.