·108 syf.····Okunma: 03 Nisan 2026 16:43 #KitapYorum
#SihirliDefter
#AylinMeryemKayucu
#EvrenselKültürYayınları
#Fantastik
Merhaba arkadaşlar,
Bugün sizlere Evrensel Kültür Yayınları'ndan çıkan, Aylin Meryem Kayucu'ya ait "SİHİRLİ DEFTER" isimli fantastik romanı tanıtmaya çalışacağım.
Gerçek dünyadan çıkıp, fantastik ve ütopik evrenlere ışınlanmak farklı ve eğlenceli bir deneyim yaşatır her zaman bana. Heyecan, sınırsız akıl oyunları içinde kaybolmak, efsungerlik, paralel evrenler, büyü, sihir, mucizeler, dünya dışı varlıklar, zihnin göz kırpması gibi, şakalama gibi bir şey... Hayâl dünyamızı zenginleştiren, belki bir ihtimal kitabın içinde geçen herhangi bir cümle akışımızı değiştirebilir. Karanlıkta kalan bir sır, olay, gizem kendi iç dünyamızda saklı kalmış kapıları aralayabilir de!.. Neden olmasın?.. Tabi izlediğimiz filmler, kitaplar uzun süre akılarda kalıyor. Zirâ imkânsızı istemek, zoru başarmak insanoğlu için her zaman cazip. "SİHİRLİ DEFTER" de bu duyguları sunuyor. Anlayacağınız bu sıradan bir kurgu değil. Ortada kelimelerle oynayan bir defter, duvarların içinde bir dünya, cesaret ve korkunun iç içe geçtiği bir macera var. Kahramanlarımız Süleyman, Mustafa, Ali, Kemal, Leyla, Gül ve gölge Murat. Hepsi gizemli Büyü Akademisi'nin öğrencileri. Yıl 1698, sırlı labirentlerle örülü okulun sihri içinde bilmedikleri her şeye kafa tutan bu altı arkadaşın heyecan dolu macerasında kaybolacaksınız. Sonunda azmin ve cesaretin ödülünü ne şakilde aldıklarına tanık olacağınız bu eser sizi başka dünyalara misafir ediyor. Tabi çoğu zaman başrıya giden yolda bazı kapılar, anahtarla açılır, bazıları ise açmaya cesaret edenlere göredir.
"SİHİRLİ DEFTER" hem görsel hem de tematik olarak Harry Potter ve genel genç-yetişkin fantastik edebiyat türüyle oldukça paralel bir çizgide duruyor sanki. Burada, Büyü Akademisi'nde esasen her şey yolundaymış izlenimini verse de işler hiçte bilindiği gibi değildir. Süleymanın öldü bilinen babası, kayıp öğrenciler, kararan kuleler, okulun duvarları altında yatan karanlık dünya, bodrumda kalan gölge bir yaşam. Tıpkı Hogwarts gibi, dışarıdan normal görünen ama içinde karanlık sırlar barındıran bir okul kurgusu var burada da. Kayıp öğrenciler ve kararan kuleler, okulun güvenli bir yer olmaktan çıkıp tehlikeli hale gelmesi, Harry Potter serisindeki "Sırlar Odası" veya "Ateş Kadehi" dönemlerindeki gerilimi anımsatıyor. Her ne kadar türün kalıpları kullanılsa da kitabın kendine has bir havası var. "Bu dünya gölgeydi, bu dünya kopyaydı" ifadesi, hikâyenin sadece bir okul macerası olmadığını, paralel evrenler veya simülasyon benzeri daha felsefi bir boyuta sahip olduğunu gösteriyor. Odak noktası bir "defter." Bu, Tom Riddle'ın günlüğünü andırsa da, hikâyenin merkezine bu nesnenin konulması daha bireysel ve içsel bir yolculuk. Kapağa bakıldığında, tasarımın özellikle "Potterhead" kitlesinin estetik algısına hitap etmek için profesyonelce hazırlandığını da söyleyebilirim. "Bazen büyü değil, cesaret kurtarır" cümlesi, Harry Potter'ın ana felsefesiyle birebir örtüşüyor diyebilirim. Tabi Süleyman ve Harry'nin en büyük gücü teknik büyü argümanlarından ziyade kalbi ve cesaretiydi.
Bu hikâye; dostluğun, arkadaşlığın, fedakârlığın bilinmeyenle yüzleşmenin büyülü yolculuğu. Okulun kaderi nasıl şekilleniyor? Gizemli kapılar ve anahtarlar onları gerçek dünyaya götürdü mü? Yoksa sonsuzlukta kayboldular mı? Kayıp öğrenciler ve Süleyman'nın babasının akibeti... Hepsi ve daha fazlası "SİHİRLİ DEFTER" de..
"Bugün kelimelerin gücünü öğreneceksiniz."dedi Efendi Hazretleri." Kelimeler, gerçeği eğip büker. Yanlış kelime yanlış kaderi doğurur." (s. 32)
Lütfiye Hanım: "Bu derste kelimelerin ruhunu öğreneceksiniz. Çünkü her kelime yazıldığı an ölümsüz olur." (s. 47)
"Unutmayın: Her kelimenin bir bedeli vardır." (s. 49)