Temmuz 1518'de Strasbourg'un dar sokaklarında Frau Troffea adında bir kadın, hiçbir müzik çalmadan dans etmeye başladı. Ne durabiliyordu ne de kendini açıklayabiliyordu. Bir hafta içinde 34 kişi ona katılmıştı, bir ay sonra bu sayı 400'ü geçti.
Şehir yetkilileri bunu fazla kandan kaynaklanan tıbbi bir durum sandı ve dans ettikçe geçer diye sahne kurup müzisyen tuttular. Tam bir felaket oldu. Dans daha da yayıldı. İnsanlar günlerce durmadan dans etti, ayakları kanadı, yorgunluktan ve kalp krizinden hayatını kaybedenler oldu.
Nedenine dair tarihçiler hâlâ uzlaşamıyor. En güçlü teoriler aşırı yoksulluk ve açlığın tetiklediği toplu histeri, çavdar ekmeğindeki ergot mantarının neden olduğu zehirlenme ve dönemin dini baskısının yarattığı kolektif sinir çöküşü üzerine kuruluyor. Eylül ayında, başladığı kadar gizemli bir şekilde dans durdu. Frau Troffea'nın akıbeti ise tarihe geçmedi.
Bu olaydan yaklaşık 500 yıl sonra yazar John Waller, "A Time to Dance, A Time to Die" adlı kitabında vakayı tüm tarihi kayıtlarıyla inceledi. Waller, dansın bir delilik değil, çaresizliğin ve kolektif stresin patlama noktasına ulaşmış bir toplumun tepkisi olduğunu savunuyor. Kitap, bu tuhaf olayı bugüne kadar yazılmış en kapsamlı şekilde ele alan eser olarak biliniyor.