Merhabalar serinin son kitabı olan İntikam ile geldim. Fakat kesinlikle bir kitap daha ister çok arada bitmiş kitap meraktan çıldırıyorum.
Savannah’ın karanlık ve sisli sokaklarında geçen hikâye, serinin bu kitabında artık taşların yerinden oynadığı bir noktaya geliyor. Olayların merkezinde yine güçlü, karizmatik ama bir o kadar da yaralı olan Jack McShane var. Jack; hem bir vampir hem bir baba hem de sevdiği kadını kaybetme korkusuyla yüzleşen bir adam. Onun içindeki çatışma bu kitapta çok daha sert hissediliyor.
Hikâye, St. Patrick Günü öncesinde Savannah’da artan tuhaf olaylarla başlıyor. Yeraltı dünyasından yükselen tehdit, yalnızca insanları değil vampirleri de hedef alıyor. Jack, şehrin karanlık yüzünde dolaşan bu kötülüğün izini sürerken, Konsey’in planlarının düşündüğünden çok daha derin ve tehlikeli olduğunu fark ediyor. Özellikle “hortlaklar” üzerinden kurulan düzen, yaşayanlarla ölüler arasındaki çizgiyi inceltiyor.
Bu kitapta en çarpıcı diğeri Connie Jones. Bir zamanlar Jack’in âşık olduğu kadın olan Connie, artık bir vampir avcısı. Üstelik karnında Jack’in bebeğini taşıyor. Connie’nin içindeki öfke ve adalet duygusu onu acımasız kararlar almaya itiyor. Vampirlere karşı duyduğu kin ile Jack’e karşı hâlâ tamamen silemediği duyguları arasında kalması, kitaba duygusal bir derinlik katıyor.
Jack ise bir yandan Connie’yi korumaya çalışırken bir yandan da yaklaşan büyük planı engellemeye uğraşıyor. Cehennemden yükselen güçler ve Konsey’in karanlık hesapları, şehri kanlı bir hesaplaşmaya sürüklüyor. Özellikle final bölümlerinde Jack’in verdiği kararlar, hem aşkı hem de intikamı aynı anda tartmasına neden oluyor.
Benim okurken en çok hissettiğim şey, aşk ile intikamın birbirine ne kadar benzediğiydi. İkisi de insanı –ya da vampiri– gözünü karartacak noktaya getiriyor. Jack’in baba olma arzusu ile karanlık geçmişi arasındaki savaş Connie’nin nefret ile sevgi arasında sıkışmış kalbi… Hepsi bir araya geldiğinde tempo hiç düşmüyor.