MİLAREPA
.
Görünmeyen Döngü serisi, birbirinden bağımsız romanlardan oluşmakla birlikte ortak bir temayı paylaşır: Anlam arayışı. Serinin her kitabında, başkahraman yaşamının yas, terk ediliş, hastalık ya da savaş gibi belirleyici bir anında kendini beklenmedik bir karşılaşmanın içinde bulur ve bu, ona yola devam etme gücü verir. Aynı zamanda bu karşılaşma manevi bir deneyime dönüşür.
Erik Emmanuel Schmitt, maneviyatı hayatta yol almayı kolaylaştıran bilgelik ve şiir hazineleri olarak görerek, hümanist bir bakış açısıyla ele alır. Böylelikle okuru beklenmedik empati alanlara yaratarak keşfetmeye, sezgisel olarak hissetmeye davet eder.
Bu okumada da_Milarepa'da, Tibet Budizmini işlemektedir.
Miarepa; her şey rüyaları ile başlamıştı. O sabah kahvaltı yaptığı yerdeki kadın yanına gelerek, " Sen amcasın. Senin adın Sivastika. Ruhunu arındırıp temizlemek için asırlardır rüya dağlarında dolaşıp duruyorsun. Nefretinden kurtulmak istiyorsun. Bunu ancak mücadele ettiğin kişinin hikayesini anlatarak başarabilirsin, münzevilerin en büyüğü Milerapa'nın hikayesini. Yüzbin kez anlattığında Samsara'yı,yani sürekli başa dönen sonsuz döngüyü tamamlarsın. " demiş ve gitmişti. Ben de bu amca yeğenin destanını keşfetmek için Tibet'e yolculuğa hazırlandım ve 38 yaşında gerçek adımı öğrendim.
Simon'un Tibetli mistik figür Milarepa ile olan esrarengiz bağını keşfetmesi ve geçmiş yaşamlarına inmesiyle Milarepa’nın hikâyesiyle yüzleşir.
Hiçlikten gelmek, hiçliğe varmak...
Svastika kardeşliği bilmeyen yeğeninin yazgısını acaba bu gece son kez mi anlatacaktı?
Kısa fakat yoğun, sade görünen ama ruhsal dönüşüm üzerine katmanlı bir anlatım buradaki. İnsanın kendi içindeki “karanlık tarafla” hesaplaşması, Milarepa’nın kötülükten aydınlanmaya uzanan yolculuğu, insanın değişebilirliğini ve dönüşüm kapasitesini simgeler.
" Ne kadar karanlık bir geçmişin olursa olsun, dönüşmek her zaman mümkün! " tezini sorgulatan kitap, derinden etkileyecek bir okuma deneyimi sunuyor bizlere. Keyifle