Gönderi

Kitabın İsmi: Büyük Bir Yanılsama mı?
Puan vermedi·160 syf.··
2026 21. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 13:00
Açıkçası kitabın ismi olan "Bırak Seni Seveyim", Joyce’un o meşhur karmaşık ve "zor adam" imajına bir selam çakıyor gibi dursa da, içeriğe daldığınızda ismin biraz "pazarlama odaklı" kaldığını fark ediyorsunuz. Kitabın ismi insanda pembe dizimsi, çok naif bir aşk hikayesi beklentisi yaratıyor. Ama kapağı açtığınızda karşılaştığınız şey; kiliseye küfreden, yayıncılarla kavga eden, parasızlıktan yakınan bir adam. Bu yüzden isim, kitabın o çiğ ve sert gerçekliğini tam karşılamıyor; hatta Joyce'un o meşhur aykırı ruhuna biraz fazla "uslu" kaçıyor. Bu kitap bir kurgu değil, Joyce’un 1904-1924 yılları arasındaki yaşamının en mahrem kayıtları. İçeride neler mi var? Dublinliler kitabını bastırmak için yayıncısı Grant Richards ile girdiği o bitmek bilmeyen "sansür" kavgaları, bir sanatçının nasıl tırnaklarıyla kazıyarak var olduğunu bizlere gösteriyor. James Joyce’un kardeşi Stanislaus Joyce (ona mektuplarda "Stannie" diye hitap eder) ile olan yazışmaları, kitabın o "romantik" isminin arkasındaki sert ve bazen can sıkıcı gerçekliği en net gösteren kısımlardır. Bu mektupları okurken Joyce’un dâhiliğinden ziyade, kardeşini adeta bir "finansör" gibi gören faydacı yanına şahit oluyorsun. Kitapta sadece Joyce’un yazdıklarını görsek de, Stanislaus’un günlüklerinden ve biyografilerden biliyoruz ki; kardeşi bu durumdan çok bunalmıştı. James Joyce, kardeşini hem finansal hem de duygusal olarak sömürürken, ona edebi fikirlerini de danışıyordu. Yani Stanislaus onun için aynı zamanda hem bir cüzdan hem de bir editördü ve bu kitaptaki nmektuplarda bunları bizlere gösteriyor. Kitapta Joyce’un 1901 yılında, Ibsen’in 73. yaş günü vesilesiyle yazdığı mektup da yer almaktadır, aslında bir "bayrak devralma" töreni gibidir. Joyce, Ibsen’e olan hayranlığını o kadar ciddiye almıştır ki, onun oyunlarını orijinal dilinde okuyabilmek için kendi kendine Norveççe öğrenmiştir. Joyce, mektubunda Ibsen’e karşı inanılmaz bir özgüvenle seslenir. Ibsen’e, geleneksel tiyatroyu yıktığı ve gerçekliği tüm çıplaklığıyla sunduğu için teşekkür eder. Aslında Ibsen’e yazdığı bu satırlar, Joyce’un kendi sanat manifestosudur. "Senin savaşın, benim de savaşım olacak" der gibidir. Son yedi mektupta da Nora Barnacle ile Olan "Tehlikeli" Aşk mektupları bulunuyor. Joyce ve Nora arasındaki ilişki sadece romantizmden ibaret değil. Mektuplarda Joyce'un Nora’yı bazen bir "Madonna" gibi kutsallaştırdığını, bazen de ona karşı en dizginlenemez arzularını ve kıskançlıklarını nasıl haykırdığını görüyorsunuz. Sonuç olarak; bu kitap James Joyce'u Ulysses veya Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi’nin arkasındaki "insan" olarak tanımak isteyenler için bir anahtar niteliğindedir. İsmi sizi yanıltmasın; içeride sizi bekleyen şey naif bir sevgiden ziyade, bir dâhinin kaosu, tutkusu ve hayal kırıklıkları. Nora’ya "Bırak seni seveyim" diyen o tutkulu adam, Stanislaus’a yazdığında "Bana acilen beş pound gönder" diyen oldukça pragmatik ve bazen de bencil, sömürücü kardeş, İbsen'e saf bir entelektüel tutkuyla, 'Ben seni anlıyorum üstat, boşver gerisini' diyerek teselli etmeye çalışması hem çok komik hem de Joyce’un ne kadar 'fena' bir dâhi olacağının ilk kanıtı." . Bu mektuplar, Joyce’u fildişi kulesinden indirip, ay sonunu getiremeyen ve kardeşinin sırtından geçinen gerçek bir "kaybeden" ama bir o kadar da büyük bir sanatçı olarak görmemizi sağlıyor. Keyifli okumalar.
Bırak Seni SeveyimJames Joyce · Dedalus Kitap · 201472 okunma
·
1 +1'leme
·
464 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Zaten kitabı sepete ekletmiştiniz inceleme ile etkilediniz👌. Zihninize sağlık.
Nalan Lale Kıratlı
Gönderi Sahibi
Teşekkürler ☺️