·160 syf.····Okunma: 04 Nisan 2026 20:35 Harry Houdini’nin ölümünün ardından sorulan bu ikonik soru, aslında baştan sona bir kaçış anlatısının özünü içinde taşıyor.
Kendinden başkalarına savrulup oradan yeniden kendine dönenleri; kaçışı bir sanat mertebesine yükseltip kendi kendine meydan okuyan, fakat bu meydan okumanın ağırlığı altında ezilenleri; şüpheye karşı açılan savaşların ortasında bile, kesinlik arzusunun doğurduğu o yapamama sanrısını … Adam Phillips tüm bu halleri incelikle, katman katman ve hayran olunası bir derinlikle ele almış.
Örneğin şu bölümde bunu son derece başarılı bir şekilde ortaya koyduğunu düşündüm:
“Denetimsiz ve kilitlenmemiş bir sınıf, uyumsuz çocuklar için bir tahrip davetidir. Öğretmenlerden biri, ‘Ama ya çocuklardan biri sınıfa komik bir şey koymak isterse?’ diye sordu ve ortalığa buz gibi bir sessizlik çöktü. ‘Ne gibi?’ dedi birisi. Kimsenin aklına bir şey gelmeyince de bir rahatlama yaşandı.”
Zihnimizde ördüğümüz urganın, belirsizliğin uçurumuna bırakılmaktan daha güvenli olduğuna inanırız.
Oysa ya biri çıkıp bizi, düşmenin de bir ihtimal olduğunu ama risk almanın bundan daha sahici bir yaşantı sunduğunu kabule zorlayabilirse?
İşte bu kitap, tam da bunun için…