Puan vermedi·368 syf.····Okunma: 03 Nisan 2026 00:00 Nermin Yıldırım'ın okumuş olduğum dördüncü kitabıdır: Unutma Dersleri. Yazarın her kitabı bir önceki kitabından bir üst seviyeye çıkmayı başarmış.
Kitabımız Feribe'nin aşk acısını atlatmak için MİM'e başvurmasiyla başlıyor. İnsanların unutmak için bile hatırlamaya ihtiyacı olduğunu MİM -mazi imha merkezi- üzerinden işlenmeye başlıyor. ( Bu merkezi bir yönüyle Ahmet Hamdi Tanpınar'ın saatleri ayarlama enstitüsündeki enstitüye benzettim. Tanpınar enstitüyü nasıl anlatılıyorsa, Mim'de de biraz bu enstitüye benzetilmiş gibi. ) Mim üzerinden insanların aslında unutmaya ne kadar ihtiyacı olduğunu, unutma ihtiyacının insana neler yaptirabileceğini bu uğurda maddi, manevi neler harcayabileceğini görüyoruz.
Yazarın kitaplarında en sevdiğim şeylerden biri bölüm bölüm ilerliyor oluşu. Her bölümde başka bir kapı aralanıyor. Feribe üzerinden aile içi yabancılaşma, aile içi sırların (aslında sır olarak saklanmaya çalışılan şeylerin) yaratmış olduğu deformasyonu gözler önüne seriyor. Feribe'nin hikâyesi üzerinden geçmiş hesaplaşmalar, aile geçmişinin birey üzerinde etkileri, bireyin aile kursa bile geçmiş tramvalardan ve yalnızlıktan kurtulamaması anlatılır.
Kitapta verilebilecek sosyal mesajlar Feribe üzerinden anlatılması bu çok katmanlı hikayeye derin bir soluk getiriyor. Verilen mesaj çok açık yargıladığın her şeyi yaşar. Yargıladığın her şeye dönüşür ve sonunda hayatının en sert dersini alırsın. Kitapta bu olaylar dizininde yer yer melankoliye sürüklenmiş gibi hissetseniz de okuru canlı tutmak için ironik cevaplar, kronik arızalar, filmler ve sarkilara yer veriliyor.
Son olarak insan, revize edemediği duyguların ağırlığını yaşayarak onları tahliye etmenin yollarını arar. Nermin Yıldırım'ın da dediği gibi "Neyi bir ömür yanınızda taşımak istediğiniz, kalbinizi kimlere emanet edeceğiniz tamamen size kalmış. Kendinize neyi reva gördüğünüz de öyle."