Bu kitap, yalnızca bir hâkimin meslek hayatını değil; adaletin görünmeyen tarafını, dosyaların ardındaki insan hikâyelerini ve vicdanla verilen kararların ağırlığını samimi bir dille anlatıyor.
Yazar, hukuk fakültesinden başlayıp mesleğe uzanan yolculuğunu, karşılaştığı olayları ve unutamadığı dava anılarını sade ama etkileyici bir anlatımla okuyucuya aktarıyor.
Üç bölümden oluşan eser; hâkimlik yolculuğu, meslek sırasında yaşanan gerçek olaylar ve adliye dışındaki toplumsal meseleler etrafında şekilleniyor. Her bölümde sadece hukuk değil, insan psikolojisi, empati, ön yargı ve vicdan gibi kavramlar da güçlü şekilde hissediliyor.
En sevdiğim yanı ise, kitabın adliye koridorlarının soğuk yüzünü anlatırken bile insan tarafını hiç kaybetmemesi oldu. Kimi yerde düşündüren, kimi yerde hüzünlendiren, kimi yerde ise tebessüm ettiren anılarla ilerleyen bu eser, özellikle gerçek yaşamdan kesitler okumayı sevenler için oldukça etkileyici.
Kısacası bu kitap, bir meslek anısından çok daha fazlası; adaletin yükünü taşıyan bir insanın iç dünyasına yapılan samimi bir yolculuk gibi.