7/10
·402 syf.··
2026 15. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 14:37
Binbir Gece Masalları'nın 6. Cildi Onbirinci Kitap ile başlıyor. 671 gece olunca Şehrazat Genç Nur ile Yiğit Frenk Kızının Öyküsünü anlatır : Nur , Mısırlı zengin bir adamın oğludur. Ergenliğe girince arkadaşlarıyla bir bahçeye gider ve orada şarap içip Mısırlı bir esireyle birlikte olur. Eve döndüğünde babası onun şarap içtiğini anlayınca bir Müslüman nasıl olur da şarap içer deyip oğlunu kovmuş annesi ona 10 bin dinar vererek onu göndermiş. Giderken bir esire görmüş ve bu esiyi tüm parası karşılığında satın almış. Kızla birlikte olduktan sonra onun Konstantiniye kralının kızı Meryem olduğunu öğrenmiş. Daha önce kızı kaçırılan kral her yerde kızını aratmaktaymış. Nihayet kralın veziri kızı görünce hemen onu geri götürmüş. Nur da kızın peşinden Konstantiniye'ye gitmiş ama orada esir edilmiş. Sonra kilisenin bakıcısı onu yardımcı olarak yanına almış. Orada günah çıkarmaya gelen Meryem'i görünce anlaşıp kaçmaya karar vermişler. Meryem gece sahile gel orada seni bir kaptan bekleyecek onunla git beni merak etme demiş. Nur denileni yapmış sahilde kaptanı görünce gemiye binmiş kaptan 10 tayfanın tamamını kılıçtan geçirip gemiye binmiş. Ve elbiselerini değiştirmiş. Onun Meryem olduğunu gören Nur çok sevinmiş. Kıyıya vardıklarında kralın adamı peşinden gelip tekrar Meryem'i ülkesine götürmüşler. Nur tekrar peşinden gitmiş ve yien esir olmuş. Kral kızını bu sefer veziriyle evlendirmiş. Kral düğün günü tüm esirlerin başını kesmiş tam Nur'un da kafasını kesecekken vezir krala demiş ki bunu bana ver de düğünüm için kurban edeyim demiş. Kral da Nur'u da vermiş. Vezir Nur'u ahırına götürünce Nur vezirin kör atının gözünü iyileştirmiş. O sırada Nur'u gören Meryem ona bir mektup yazıp atlarla kaçma planı yapmış gece olunca atlara binip kaçmışlar. Ertesi gün kral tüm orduyu peşlerine takmış. Nihayet onları bulmuşlar Meryem kılıcını alıp tüm orduyla savaşıp koskocaman orduyu yenmiş. Meryem ile Nur Şam'a gitmişler. Meryemin babası hemen Halife Harun Reşid'e bir mektup yazıp ikisini istemiş ama Halife onları krala teslim etmemiş. Meryem ve Nur , Mısıra gitmişler. Nur'un babası oğlunu affetmiş ve sonsuza kadar mutlu yaşamışlar. Cömertlik ve Görgü Üstüne Öyküler Selahattin ve Veziri Sultan Selahattin vezinin genç bir kölesini görür ve köleyi çok beğenir bunu gören vezir hemen köleyi sultana hediye eder. Ama bir süre sonra kötü niyetli kişiler Sultanı vezire karşı kışkırtır. Bunun üzerine Sultan kölenin ağzından vezire bir ihanet mektubu yazar ancak vezir mektubu açmadan iade eder. Böylece vezir, sultana ne kadar sadakatle bağlı olduğunu göstermiş oldu. Aşıkların Mezarı Utbe diye bir genç bir kızı görmüş ve ona aşık olmuş bunu gören tüm kabileler Utbe'ye destek olup kızı babasından istemişler. Tüm kabileler karşısında gören kızın babası istemeye istemeye kızı vermeye razı olmuş. Çünkü kızını kardeşinin oğluna vermek istiyormuş. Bu yüzden Utbe'den çok yüksek miktarda bir başlık parası istemiş . Utbe bunları hemen karşılayıp vermiş. Utbe ve Raiye birlikte giderlerken Raiye'nin babası onlara baskın vermiş ve kargaşa sırasında Utbe bir mızrak darbesi ile ölmüş. Bunu gören Raiye de kahrından ölmüş. Bunların mezarı başına cinsi bilinmeyen bir ağaç dikmişler bu ağaca da aşıklar ağacı denilmiş. Hind'in Boşanması El Neman'ın kızı Hind Bir Haccacla evlenmiş ama Haccac iktidarsız olduğu için kocasına hakaretler edip onu aşağılamış sonra ondan boşanıp halifeyle evlenmiş. Bakireler Aynasının Öyküsü Zeyn diye bir hükümdar tüm servetini harcadıkları sonra intihar etmeyi düşünmüş. Ama o sırada aklına babasının son sözleri gelmiş hemen gidip babasının dediği çekmeceyi aramış ve orada bir kağıt görmüş kağıtta sarayın alt kısmını kalması söyleniyordu. Denileni yapınca bir denize inmiş ve orada sayısız altın ve mücevher görmüş ama biraz daha baktıktan sonra yedi sandalye görmüş ve bu sandalyelerden altısında altı tane elmastan kız oturuyormuş. Zeyn bu kızlara hayran olmuş yedinci sandalyede bir kağıt görmüş yedinci kiz bu altı kızdan da harikaymış ve mısıra gidip babasının bir dostunun yardımıyla bu kızı bulması istenmiş. Zeyn hemen denileni yapmış ve babasının dostu Mübarek'e giderek olanları anlatmış hemen. Mübarek de hemen sihirli sözler söyleyerek üç adalara götürmüş onu ve demiş ki buraya birazdan bu adanın şeyhi gelecek eğer canavar şeklinde gelirse ondan sakın ama yaşlı bir insan kılığında gelirse sana istediğini verecektir der . Ve biraz bekledikten sonra yaşlı adam gelmiş kızı vermek için bir sartı olduğunu söylemiş 15 yaşında genç güzel bakire bir kız karşılığında bu elmas kızı kendisine vereceğini söylemiş. Bunun çok kolay olduğunu düşünen Zeyn hemen isteği kabul etmiş. Yaşlı kişi de bu ayna ile karşısındaki kızın bakire olup olmadığını hemen anlayacakmış. Böyle birkaç ülke dolaşmışlar en sonunda istenilen kızı bulup Zeyn ailesine servetle vererek kızı evlenme vaadiyle kandırmış. Sonra hemen onu yaşlı kişiye götürmüş ve orada kızdan boşanıp onu yaşlı kişiye teslim etmiş. Yaşlı kişi sarayına dön isteğin yerine gelecektir der . Zeyn sarayına döner. Birazdan yaşlı adam kızla birlikte gelir ve onun tüm kızlardan harika olduğunu söyleyip Zeynle tekrar evlendirir. Alaaddin ve Sihirli Lamba Öyküsü Mustafa diye bir terzi varmış ve onun Alaaddin adlı haylaz bir oğlu varmış. Terzi ölünce annesi çalışıp oğluna bakmaya başlamış. Bir gün bir mağripli gelip Alaaddin'i arkadaşları arasında görmüş ve kesinlikle aradığı genç olduğunu anlamış hemen Alaaddin'i yanına çağırarak ona demiş ki ben senin amcanım ve eline bir altın vermiş. Sonra annesine göndermiş onu demiş ki yarın sizi ziyarete geleceğim. Ertesi gün gitmiş bir sürü yiyecek içecek götürmüş yanında ve Alaaddin'in anasına da aynı şeyleri söylemiş. Sonra demiş ki Alaaddin'e bir iş ayarlayalım onu ertesi gün çarşıya götürmüş ona güzel kıyafetler almış. Bir gün sonra Alaaddin'i yanına alarak çok uzak bir yere götürmüş. En son boş bir arazide durmuş ve sihirli şeyler yaparak yer altında bir geçit açmış ve Alaaddin'e buraya gir demiş Alaaddin korkunca ona bir tokat yapıştırmış. Sonra konuşup ikna etmiş ve içeride gördüğü hiçbir şeye el sürmeden eski bir lambayı getirmesini söylemiş . İçeri göndermeden önce de yüzüğünü Alaaddin'in Parmağına takarak bu yüzük seni korur yegenim demiş. Alaaddin iceri girince pek çok değerli şey görmüş. Sonra lambayı bulup koynuna sokmuş ve meyve şeklinde çok parlak taşları da ceplerine doldurmuş ve yukarı doğru gitmiş. Mağripli Alaaddin'e çabuk lambayı ver demiş. Alaaddin de önce beni çıkar deyince Mağripli kızmış.korkan Alaaddin dehlizin içine girmiş. İyice sinirlenen Mağripli dehlizin kapağını kapatmış ve Alaaddin'i ölüme terk etmiş. Alaaddin içeride bir süre korkunca dolu anlar yaşadıktan sonra eli yanlışlıkla yüzüğe değmiş. Hemen yüzükten korkunç bir cin çıkmış. Alaaddin'e dile benden ne dilersen demiş Alaaddin de beni buradan kurtar demiş. Ve hemen dışarı çıkmışlar . Eve giden Alaaddin annesine her şeyi anlatmış. Ve sonra yiyecek bir şeyler istemiş ancak evde bir şey yokmuş annesi getirdigi lambayı görmüş ve bunu satalım da bir şeyler alalım demiş. Ama öncesinde temizleyelim ve lambayı silmeye çalışınca birden bir cin çıkmış ve dileyin benden ne dilerseniz demiş. Annesi korkup bayılmış Alaaddin de cinden yemek istemiş. Ve on iki altın tepside yiyecekler gelmiş. Alaaddin annesini uyandırmış ve yiyecekleri yemişler. Sonra Alaaddin bu altın tabakları her gün satarak para kazanmış bur gün çarşıda çin padişahın kızını görmüş hemen ona aşık olmuş eve dönüp annesini git bu kızı bana iste demiş annesi oğlum biz kim bu kızı almak kim demiş . Alaaddin annesini ikna edip göndermiş. Ve üç ay içinde kızla evlenme sözü almış padişahtan . Ama üç ay olmadan padişah kızı vezirinin oğluyla evlendirmiş. Bunun üzerine Alaaddin lambayı cinine bu akşam gelin ile damadı bana getir damadı tuvalete baş aşağı koy sabaha kadar o şekilde kalsın demiş cin denileni yapmış. Bu üç gün böyle devam etmiş. Vezirin oğlu tüm bunlara dayanamayıp boşanmış kızdan. Ve Alaaddin kızı tekrar istemiş. Bunun üzerine padişah yüksek bir miktar başlık parası istemiş Alaaddin bu başlık parasını hemen cinden alarak vermiş ve padişahın sarayının karşısına mükemmel bir saray yapmış sadece bir penceresini eksik bırakmış. Padişah kızını ziyarete gittiğinde pencereyi fark etmiş ve sebebini sorunca Alaaddin burayı size bıraktım siz tamamlayın demiş. Padişah ülkedeki tüm altınları toplamasını rağmen pencereyi tttamamlayamamış.Bunun üzerine Alaaddin cinden yardım alarak orayı da tamamlamış. Bir süre sonra sihirli lambayı merak eden mağripli Kum falında Alaaddin'in durumunu görmüş. Hemen intikam almak için Çin'e gitmiş. Ve sihirli lambayı ele geçirerek sarayı içindekilerle beraber Mağrip'e taşımış. Sabah Kızının sarayını göremeyen padişah Alaaddin'i öldürmek istemiş. Alaaddin kırk gün süre istemiş. Ve yüzük yardımıyla olanları öğrenmiş. Hemen yüzük cininden kendisini saraya götürmesini istemiş. Orada karısının yardımıyla magripliye beng içirmiş ve lambayı geri almış. Sarayı eski yerine taşıtmış .Bir süre mutlu yaşamışlar ama karısının bir derdi varmış bir çocuğu olsun istiyormuş. Bu yüzden yaşlı bir kadından yardım istemiş. Yaşlı kadın kaf dağındaki ruh kuşunun yumurtasını alıp sarayın tavanına asarsan çocuğun olur demiş. Alaaddin cinden yumurtayı isteyince cin öfkelenmiş ve az daha Alaaddin'i öldürüyormuş. Çünkü cinler bu ruh denileni kuşun hizmetkarlarıymış. Alaaddin yumurtayı isteme sebebini anlatınca cin sakinleşmiş ve aslında gelen kadının ölen mağriplinin kardeşi olduğunu anlatmış. Bunun üzerine Alaaddin mağripli kardeşin de kafasını uçurmuş. Ve karısının babası ölünce Çin ülkesinin hükümdarı olmuş. Yaşamın Gerçek Bilimi Üstüne Mesel Bir genç ber demircinin yaninda calismaya başlar Meslek öğrenmek için ama demirci 40 yıl boyunca onu çalıştırır ve sabrı öğretir. Gül Gülüşlü Perizad Üç kız kardeş kendi aralarinda birbirlerine hayallerini anlatıyorlarmış biri tatlıcının karısı olmak istediğini söylemiş , öteki aşcının karısı olmak istemiş, küçük kız da padişahın karısı olmak istemiş. Bu sırada onların evinin ardinda onları gizlice dinleyen Şah ertesi günü üçünü de saraya alıp dileklerini gerçekleştirmiş. Sonra kücük kızla evlenmiş ve bir kızı ile iki oğlu olmuş. Ama ablaları kıskançlıklarından çocukları nehre bırakmışlar. Ama sarayın bahçıvanı üçünü de kurtarmış kendi çocuğu gibi büyütmüş . Bahçıvan ölünce üç kardeş kkalmış. Bir gün bir kadın kız kardeş Perizad'a konuşan kuş, Şarkı söyleyen ağaç ve altın renkli sudan bahseder. Bunlara sahip olmak isteyen Perizad kardeşlerini gönderir ama iki kardeşi de taşa dönüşür. Perizad kardeşlerinin ardından gider ve büyülü dağa ulaşınca kulaklarına pamuk tıkar böylece büyülü dağdaki sesler onu taşa çeviremez. Aradığı üç şeyi de bulunca kardeşlerini eski haline getirir ve eve döner . Sonra da Şah olan babasına kavuşur. Kamer İle İşinin Ustası Halime Öyküsü Bir tacirin Kamer adlı bir oğlu ile Sabah Yıldızı adlı bir kızı vardır. Kamer in evine bir gün bir derviş gelmiş ve Kamer'e hayranlıkla bakmış . Sebebini sorduklarında onu sevdiği bir kadına benzetmiş. Anlattığına göre bir ülkede bir kız görmüş o dışarı çıkınca herkes çarşıyı boşaltılmış ve kız istediği gibi gezermiş . Kamer bu kıza aşık olmuş ve peşinden gitmiş. O ülkeye gidince bu kızın bir kuyumcunun eşi olduğunu öğrenmiş. Kuyumcunun eşini kandırıp defalarca onunla birlikte olmuş en sonunda beraber kaçıp Kamer 'in ülkesine dönmüşler. Ama Kamer'in babası Abdullah böyle bir ilişkiyi onaylamamış. Hemen Kamer'e başka bir kız bulup onu evlendirmiş. Halime'yi de zindana kapatmış. Halime'nin kocasıyla kuyumcu gelince durumu ona anlatmışlar. O da gidip Halime'yi boğmuş. Kamer'in yaptığına karşılık kız kardeşi Sabah yıldızını kuyumcuya vermişler. Koyun Budunun Öyküsü Bir kadın iki kişiyle aynı anda evlenmiş ama vu kişilerin birbirinden haberi yokmuş. Biri gündüz çalıştığı için karısını gece görüyormuş . Öbürü gece çalıştığı için karısını sadece gündüz görüyormuş. Böylece ikisinin birbirinden haberi olmadan kadın yıllarca ikisini idare etmiş bu şekilde. Bur gün gece çalışan bir iş için yola çıkacağını söyler ve karısından yol için azık ister kadın evdeki koyunun budunun yarısını kocasına vermiş. Ertesi sabah gündüz çalışan da yol için azık istemiş kadın koyunun Kalan yarısını da bu kocasına vermiş. Bu ikisi bir handa karşılaşıp tanışıyorlar yiyeceklerini çıkarınca ikisinin de yiyecekleri aynı çıkıyor bu şekilde biraz konuştuktan sonra aldatıldıklarını anlayıp eve geri dönmüşler. Ama karılarını da sevdikleri için kadın hangisini seçerse öbürü çekilmeyi kabul etmiş. Ve kadına sormuşlar hangimizi seçiyorsun diye. Bunun üzerine kadın kararsız kalmış mesleklerini göre en iyi işi yapanla olacağını söylemiş. İlkin kalpazan gitmiş bir yahudinin parasını çalmış içindeki parayı sayıp içinden biraz alıp miktarı aklında tutarak parayı yahudinin cebine geri koymuş ve yahudiye benim paramı çaldın deyip onu kadı huzuruna çıkarmış. Ve kesedeki para miktarını doğru bildiği için kadı parayı kendisine vermiş. Obür koca yanı hırsız olan da gizlice Şahın odasına giderek bir adamının yerine geçmiş ve Şahın yatak odasına kadar girmiş. Ve yaptığı her şeyi kendisini tanışmadan Şaha anlatmış ve meseleyi de anlatmış Şah demiş kuşkusuz en mükemmel işi gizlice Şahın odasına giren yapmıştır. Der böylece kadın hırsızı seçmiş. Bahtın Anahtarları Hasan Abdullah adlı bir adam çok fakirmiş bir gün bir adam gelerek Abdullah'a demiş ki gel ben seni satın alayım demiş Abdullah kabul etmiş aldığı bin dinarı ailesine vermiş. Ve adamın peşinden gitmiş adam 4 anahtar görmüş ve Abdullah'a demiş ki şu anahtarları vur Abdullah ilk önce altın anahtarını vurmuş ve adama getirmiş ama adam demiş ki bu senin olsun. Sonra Abdullah diğer anahtarları da vurmuş adam gümüş anahtarı da Abdullah'a vermiş. Bakır ile Demir anahtarı kendisine almış. Yoldan geri dönerken Abdullah'ın başına pek çok felaket gelmiş ama adamın başına hiçbir kötü olay gelmemiş . Bu adam öldükten sonra Abdullah anlamış ki kendisine verdiği anahtarlar bahtsızlık ve kötü kader anahtarlarıymış kendisine aldıkları da sağlık ve bilgelik anahtarlarıymış. Abdullah bu iki lamet anahtarı yakmak isteyince Şahın adamları gelip onu simya bilimiyle uğraşıyor diye alıp hapse atmışlar. Sultan Nur'u Nehar ile Güzel Ecinniye Öyküsü Üç erkek kardeş ile Beraber büyüdükleri Nur'un Nehar adlı bir kızla beraber büyümüşler. Şah babaları birinizi kızla evlendirecekler ama en ilginç eşyayı getirene vereceğim kızı der. Ve bur yıl süre verir. Büyük oğlan gittiği ülkeden bir uçan halı alır. Ortanca oğlan boru şeklinde bir boynuz alır bu boynuz istediği kişiyi gösteriyormuş. Küçük oğlan da bir elma almış ama bu elma tüm hastalıkları iyileştiriyormuş. Bu üç kardeş bur araya geldiklerinde birbirlerine buldukları ilginç şeyleri anlatıyorlarmış. O sırada boruyu denemek için kıza baktıklarında kızın ölmek üzere olduğunu görmüşler hemen Uçan halıya binip kızın yanına gitmişler ve elma yardımıyla kızı iyileştirmişler. Şah bunları görünce üçünün mükemmel şeyler getirdiğini ve üçünün de kızın kurtulmasında fayda sağladığını görmüş ve kizi kime vereceğini bilememiş bu yüzden demiş ki okunu ek uzağa a atana vereceğim kızı demiş hepsi sırayla ok atmış en az giden büyük oğlanın oku olmuş ortanca oğlanın ortada kalmış küçük oğlanın oku kaybolmuş. Oku me kadar aramışlarsa da bulamamışlar . Bu nedenle kız ortanca oğlana verilmiş .Büyük oğlan tüm bunları görünce derviş olup gitmiş . Küçük oğlan da okunu aramaya devam etmiş ve onu cok uzaklarda bir kayaya saplanmiş şekilde bulmuş hemen oku almaya çalışırken taş bir kapı olmuş ve onu içine almış. Orada güzel bir ecinni kız görmüş ve onunla evlenmiş. Böylece altıncı cilt de bitti.
Binbir Gece Masalları Cilt 3/2Anonim · Yapı Kredi Yayınları · 2020104 okunma
·
134 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.