Beyaz Zambaklar Ülkesinde Rus yazar Grigory Petrov tarafından kaleme alınmış, Atatürk'ün okul müfredatına alınmasını istediği kitaptır.
Kitabı daha önce okumuştum ama Atatürk "ün okunmasını istediği bir kitap olduğu için tekrar okudum daha önce okuduğumda 12 yaşımdaydım şuan ile karşılaştırdığımda iyiki tekrar okudum diyorum çünkü verdiği bir çok mesajı şuan anlıyorum. Johan Vilhelm Snelman ve onun gibi fin aydınının Finlandiyanın sadece eğitim sistemine değil herşeyi sıfırdan başlamayı hedef alıp kan dökmeden kimseyi üzmeden öğretmenlerden başlayıp dincilere, kışlaya, ebeveynlere ve çocuklara tatlı dille konferanslar verip yepyeni bir finlandiya kurmuştur. Finlandiya da öğretmenlere çok değer veriliyor. Olması gereken de bu zaten. Öğretmen bir öğrencinin annesi babasıdır ona sadece eğitimi değil aydınlığı gösterecek kişidir.
Şunu söylemek istiyorum ki herkes kendini değilde başkasını değiştirmeye çalışıyor aslında başkasından beklediği şeyleri kendisi yapsa daha sağlıklı bir kişi olur ve ülkesine de iyi bir vatandaş olur.
Kitapta "Anne ve babalar çocuklarının kalplerini ve beyinlerini işlemeden kendi hallerine bırakırlarsa, orada da istenmeyen huy ve davranışlar baş gösterir." Sözüyle ebeveynlerin çocuklar üstünde etkisini gösteriyor ne yazık ki günümüzde ebeveynler çocuklarla çok az ilgileniyorlar sosyal medya artık bir çok çocuğun bağımlısı olduğu bir platform. Şuanda birçok çocuğun sosyal medya hesabı var. Bu çok üzücü bir durum. Ebeveynler çocukların iç dünyasını karanlıkta ve yalnızlıkta bırakmamalı onları dinlemeli ve anlamalı.
Ebeveynler bütün suçu çocukta buluyor ama bilmiyorlar ki ebeveyn ne yaparsa çocuk onu yapar bununla ilgili sayfa 145 teki alıntıyı okuyabiliriz. Anne babalar ve büyükler çocuklara sürekli olarak Yalan söyleme, kimseyi aldatma, böyle yapmak iyi değil, bu yaptığın günah' diyorlar. Çocuklara bu öğütleri verenler bunlara kendileri uymuyor, yalan söyleyip, insanlanı aldatıyorlar. Çocuklara nazik ve terbiyeli olun diyenler başka insanlara karşı kaba ve nezaketsiz davranıyorlar.
Kitabın sonunda bir doktordan bahsediliyor. Halkın sağlığınının korunmasına adayan bir doktor.
Sayfa 214 te "Doktorluk yaptığı sırada gördüğü şeylerden dehşete düşmüş; kâbus gördüğünü zannetmişti. İlk izlenimleri, ona insanların mağaralarda yaşadıkları dönemi hatırlatmış ve 'Acaba ben ülkenin en kötü yerine mi düştüm?' diye düşünmeye başlamıştı. Civar köy ve ilçeleri dolaşmaya başladığında oralarda da benzer durumlarla karşılaşmış; hatta bazı yerlerdeki durumun kendi çalıştığı yere göre daha vahim ve felaket olduğunu görmüştü."
Halk bir çok hastalıkla karşı karşıya ve kimsenin haberi yok bundan herkes bugün ne giyeceğim diye düşünürken doktorun yazdığı kitapla halk yardım etmek için elinden geleni yapıyor o doktor kitabı hiç yazmasaydı hiç mi haberleri olmayacaktı birilerinin anlatması mı gerekiyor.
Doktor:
"Beyler! Ne zamana kadar bu saklambaç oyununa devam edeceksiniz? Sürekli vatanseverlikten, halk sevgisinden uygarlığa hizmet etmekten bahsediyorsunuz ama halk için, vatan için, uygarlık için ne yapıyorsunuz?"
Doktorun yazdığı kitapla ilgili bir çok tartışma ve inceleme yapıldı. Herkes farkına varıp ellerinden geleni yaptı ama bazı şeyleri birilerinin bize söylemeden bizim düşünmemiz lazım. Kitaba 10/10 verdim herkes okumalı ve birazcık düşünmeli bu ülke için ne yapıyorum diye...
Cem karaca'nın youtu.be/aoTmoUNt32E?si=... şarkısı burada kalsın.