·216 syf.····Okunma: 06 Nisan 2026 17:18 Kırk yıl boyunca öğretmenlik yaptım. Derse, mabede girer gibi girdim. Hiçbir derse abdestsiz girmedim.”
Nurettin Topçu
Eğitim üzerine kurduğu cümlelere karşı kayıtsız kalmak mümkün değil.
Nurettin Topçu’nun öğretmenliğe yüklediği anlam, mesleği bir geçim kapısından çıkarıp bir karakter ve ruh inşası olarak görmesi saygı uyandırıyor.
Hiçbir kitabın altını bu kadar çizmemiştim.
Öğretmenin sorumluluğu, öğrencinin ruhuna dokunma meselesi ve eğitimin ahlâkla olan bağı, kitabın en güçlü taraflarıydı.
Nurettin Topçu'nun davası; ecdadından, kendi değerlerinden beslenmesi gereken, batıyı kopyalamayan bir Türkiye.
Batı taklitçiliginin Milli Eğitim sistemimize verdigi zarar.
Özel okulların ticari mantığı ve yabancı okulların varlığı.
Matematikleşen, makineleşen, formüllere ve ezbere dayalı eğitim sisteminde gençlerin sevgisiz,duygusuz ve yalnız kalışı.
Gençlerin yalnızca akademik bilgiyle donatılıp, onları ayakta tutacak manevî ve kültürel zeminin ihmal edilmesi.
Rol model eksikliği, samimiyetsiz anlatımlar ve hayatla bağı kurulmamış bilgiler…
Ve hepsine dair çözüm önerileri.
Herkesin notları farklı olacaktır.
Bu anlamda herkes nasibine düşeni alır.
Bu kitabın, özellikle öğretmenler için tercih değil, bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Her öğretmenin kendi yöntemini, bakışını ve duruşunu yeniden gözden geçirmesine vesile olabilecek bir eser.
Not: Kaliteli, bir o kadar da eleştiriye ve tartışmaya çok açık bir kitap. Yazarın kendiyle çeliştiği yerler vardı. Osmanlı ruhuna dönülecek bir devirde yaşamıyoruz.Bazı sıkıntılar halen aynı olsa da, dünya bu kitaptan beri çok değişim geçirdi.
Bu sebepten kitaba herkes aynı yaklaşmayabilir.
Ben bir öğretmen olarak iyi ki bu kitabı okudum diyorum.