·88 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Nisan 2026 18:13 Gazze'de olmayı dileyen, oranın atmosferini, durumunu görmek ve daha iyi anlamak isteyenlerin okumasını rica ediyorum.
Bombalardan nasibini almış binaların, kendilerini lanetlenmiş hisseden insanların arasında biri oluyorsunuz. Aslında Fransız fotoğrafçı Julien ile Nebil'in hayatına dilsiz, sağır bir insan olarak yanlarında oluyorsunuz. Zaten konuşsanız Nebil'e veya gazze sokaklarında koşuşturan çocuklara ne diyebilirsiniz ki? Bu haksız savaşın, zulmün biteceğini mi?
Niye bilmiyorum ama oradaki insanların hep bir umudu olduklarını düşünürdüm ta ki bu kitabı okuyana kadar. Yani bu protestolar, düzenlenen yürüyüşlerin falan onlara umut, bi ışık olduğunu düşünürdüm. Ama kitaptaki karakterler öyle değil.. Belki de onlar bu duruma alıştılar. Kaderlerine, yazgılarına boyun eğdiler. Artık bombalardan kaçmak, ölmek, ordan oraya sürülmek hayatlarının bir parçası olmuş.
Ama Nebil hayatına kitapları dahil etmiş. Küçüklüğünden ölümüne, sürgünden cezaevine... hayatında kitaplara hep yer vermiş. Ölümlere, sürgünlüğe hep kitaplar sayesinde kabullenmiş. Ve kitaplar sayesinde yaşamış. Zaten yazarın da dediği gibi:
kitaplar hala bizim en büyük kurtuluşumuzdur: kaçmak için değil, yaşamak için.