Gönderi

Puan vermedi·216 syf.··
2026 58. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 19:54
Benim için bu kitap, klasik anlamda “şiir kitabı” gibi ilerlemedi. Çünkü Can Yücel’in dili fazla süslü ya da mesafeli değil. Aksine, oldukça direkt, hatta yer yer sert. Ama tam da bu yüzden gerçek. Okurken bazı dizelerde gülümsedim, bazılarında durup düşündüm, bazılarında ise içten içe “bunu ben de hissediyorum” dedim. Kitapta en çok hoşuma giden şey, Yücel’in hiçbir şeyi romantize etmeden anlatması oldu. Aşkı yazıyor ama cilalamıyor. Hayatı anlatıyor ama süslemiyor. Küfürden kaçmıyor, sokaktan uzak durmuyor. Bu da şiirleri bana daha samimi, daha yaşanmış hissettirdi. Sanki bir şairden çok, hayatın içinden biri konuşuyormuş gibi. Kendi adıma şunu fark ettim: Bu kitapta “anlamaya çalıştığım” şiirler değil, “hissettiğim” şiirler vardı. Bazı dizeler çok açık, bazıları ise bilinçli olarak dağınık gibi. Ama bu dağınıklık bile bir tavır aslında. Çünkü Can Yücel düzenli bir estetikten çok, içinden geldiği gibi yazmayı seçmiş. Dil olarak da klasik şiir kalıplarının dışında. Argo, gündelik konuşma, ani geçişler… Hepsi bir arada. Normalde bu tarz bir karışım dağınık hissettirebilir ama burada tam tersine bir bütünlük oluşturuyor. Çünkü o karmaşa, zaten anlatılan dünyanın kendisi. Kitabı bitirdiğimde aklımda net bir şey kaldı: Can Yücel’i ya seversin ya da mesafeli durursun, ama kayıtsız kalamazsın. Ben kendi adıma onun şiirlerini “temiz” ya da “kusursuz” bulduğum için değil, dürüst bulduğum için sevdim. Kısacası bu kitap benim için edebi bir deneyimden çok, duygusal ve düşünsel bir yüzleşmeydi. Okurken rahatsız eden, düşündüren ama aynı zamanda bağ kurduran bir tarafı var. Ve bence tam olarak bu yüzden gerçek.
1000Kitap
Her Boydan - Dünya Şiirinden SeçmelerCan Yücel · İş Bankası Kültür Yayınları · 2024228 okunma
·
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.