Gönderi

Sonsuz Beden Yolcuları | Ruhların Dansı
Janset yıllarca kimseye bakmamış, hayatına kimseyi sokmamıştı. Kariyeri her şeydi; kırk yaşını yeni kutlamış, üniversitede profesör unvanını alan en genç hocaydı. Güzelliği dillere destandı. Ve şimdi kendine inanamıyordu. Denize ayakları değmiş, yakamozun ışığında Janberk’in kollarında dans ederken Janset içinden düşündü: “Nasıl olur da havaalanında tanıştığım bir adamla ertesi gün evlendim? Ama ruhum hissediyor, onu sanki hep varmış, hayatımdaymış, beni kaybetmiş. Şimdi yeniden buldu. Kolyem sanki nefes alıyor, sanki bir pusula gibi farklı parlıyor.” Bir an durdu, gözleri Janberk’in gözleriyle buluştu. İç sesi sandığı cümle istemeden ağzından döküldü: — Bu dansı daha önce yaptığımıza yemin edebilirim. Janberk duymuştu. Hafifçe gülümsedi, Janset’in kulağına eğildi: — Sen benim Ruhumun Nefesisin. Sana ruhumun nefesi diye hitap ettiğim bir geçmişi biliyorum, ama nereden bildiğimi hatırlamıyorum. Unuttuklarımızı birlikte hatırlayacağız. İkisi, ay ışığı ve yakamozun altında, masum bir öpücükle dansa devam ettiler. Masumiyet, aşk ve hatırlayışın birleştiği bu an, zamanın ötesinde, ruhların dansı hâline geldi. ∞
·
270 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.