Epilepsi hastası Antonio tedavisi için babasıyla Marsilya’ya gidiyor. Tedavisinin gidişatını belirlemek için 48 saat uyanık kalması gerekiyor. Bu iki günlük yolculukta birbirine yabancılaşmış bir baba ve oğul, hem kendilerini hem de birbirlerini yeniden tanımaya başlıyor.
Kitap bende çok yumuşak, çok sıcak bir his bıraktı. Öyle büyük olaylar yok her şey akışında ilerliyor; sade, doğal ve abartısız.
En sevdiğim tarafı, duyguları hiç zorlamaması oldu. Okurken içten içe dokunuyor insana. Baba-oğul arasındaki o mesafe, o hafif kırgınlık hali çok gerçek hissettiriyor. Bir yandan da şunu düşündürüyor:
Aynı hayatın içinde olup da aslında birbirimizi ne kadar az tanıyoruz?
Kısacık bir zaman diliminde bile bağ kurmanın mümkün olabildiğini hatırlatıyor bu anlatı bize. Belki de mesele zaman değil, gerçekten o an orada olmak…
Kısa, akıcı, yormayan ama içe dokunan bir kitap. Ağır bir şey okumak istenilmeyen bir dönemde tam yerinde bir seçim.
Gianrico CarofiglioSabahın Üçü