İncelemeyi "Theseus'a Eleştiri" ve "Kitap İncelemesi" olarak iki kısma ayırıyorum ama öncelikle eleştirimi üstünkörü de olsa, okumanızda fayda olacağı kanaatindeyim. Belki de bu kanaatinde yanılıyorumdur ve eğer yanılıyorsam, zamanınızı boşa harcadığım için özür dilerim.
(Ayrıca bu tarz, içinde kendi kuralları olan suç ağlarının, çeşitli/ayırt edici kişiliklere sahip tetikçilerin/suikastçıların olduğu başka kitaplar da arıyorum uzun zamandır ama bulamıyorum. Yardımcı olabilecek varsa ve olursa çok sevinirim. Şimdiden çok teşekkür ederim.)
THESEUS'A ELEŞTİRİ:
Öncelikle Theseus Yayınevi'ne, benim çok sevdiğim, hatta ilk 10'uma bikengirecek olan Suikast Treni filminin kitabını, dilimiz Türkçeyle buluşturduğu için teşekkür eder, ardından derin öfkemi sunarım. Yav bakın, bir insan bir kitabı çevirirken, hiç mi bakmaz "Acaba serinin kaçıncı kitabı?" diye. Adamlar ya bakmamış, ya da pazarlama amaçlı, bunu ikinciye atmayı daha uygun görmüşler. Arkadaşlar, Theseus Yayınevi, Üç Suikastçı adlı bu kitabın, Suikastçı Üçlemesi'nin ikinci kitabı olarak satışa sundu. Yav arkadaş, bu kitap, 2004 yılında çıktı, Suikast Treni ise 2010. Nasıl oluyor da ikinci kitap oluyor? Ha belki dersiniz "Kronolojik olarak olamaz mı?" ve ben de cevaplarım "Hayır, olamaz." diye. Peki neden? Çünkü Suikast Treni kitabında da bol bol Üç Suikastçı olaylarından bahsedildiğinden dolayı ve okuyan herkesin de bariz bir şekilde anlayabileceği gibi, SUİKAST TRENİ, SERİNİN İKİNCİ KİTABI!!!
Theseus'un amacı, eğer bunu gözden kaçırmalarıysa, o zaman bu da ne denli acemi bir çalışma gösterdiklerini işaret ediyor. Eğer ki amacı pazarlamaysa, bu sefer debaşka bir yönde ne denli bir acemilik yaptıklarını gösteriyor. Seçenekler arasında, okuyucuyu aptal yerine koymak da var ama ben böyle olduğunu sanmıyorum, bunu söyleyeyim. Bence sadece acemiler.
Ayrıca kitabın çevirisi de çok kötü be. Yav kusura bakmasın lütfen kimse ama sanki Google Translate kullanılmış gibi hissettim. Öyle bir çeviri var. Lütfen çevirmen kusura bakmasın, işi zor, farkındayım ama ne bileyim, metni düzenleme işi kimdeyse artık, daha iyi bir iş çıkaramaz mıymış? Çıkaramamış. Bu da, yine Theseus'un acemiliğini gösteriyor benim gözümde.
Ama yine de, bu kadar eksiye rağmen, bu çok sevdiğim serinin ilk iki kitabını bizimle buluşturdukları için teşekkürler. En yakın zamanda, inşallah hem serinin, hem de aynı evrende geçen diğer kitapların çevirilerini de yaparlar. Çevirisi daha iyi olursa sevinirim.
KİTAP İNCELEMESİ:
Serinin ilk kitabı olan Üç Suikastçı'da, ana karakterimiz bu Üç Suikastçı'dan biri olmayan, sıradan bir insan olan Suzuki'dir. E peki neden sıradan bir insan ana karakterdir? Adam her ne kadar sıradan bir kişiliğe sahip olsa da, birkaç yıl önce yaşadığı olay, onu sıradanlıktan uzak olaylar silsilesinin eşiğine sürükler: karısının ölümü. Karısı,Terahara adındaki, yeraltı suç dünyasında tanınmış zengin birinin oğlu tarafından, bir araçla ezilerek öldürülür. Peki neden onun karısı? Kadın sadece, adamın zevkinin kurbanı oluyor. Rastgele hız yaparken, kadına çarpıyor, kadın ölüyor ve zengin kişinin oğlu, hiçbir ceza almıyor. Ve bunun gibi şeyleri daha öncesinde de birçok defa yapmıştır. (Tanıdık geldi ama neyse.)
Isaka'nın sevdiğim yanlarından biri de bu: Keyifli ve sinematik bir hikâyenin yanında, güzel eleştiriler ve -hikâyeye tat katacak şekilde- felsefe koyması.
Bizim bu eski öğretmen olan Suzuki, karısının intikamını alabilmek için, Terahara'nın yönettiği Maiden adlı şirkette, küçük bir pozisyonda işe başlar. Onların pis işlerini yaparken, Hiyoko adındaki, başında bekleyen ve nispeten daha kıdemli olan bir kadın, Terahara'nın oğluyla birazdan buluşacaklarını söyler ama Terahara'nın oğlu, ikisinin de gözleri önünde, bir kaza sonucu ölür. Bir araba çarpar. Arabanın çarpması kazaydı ama arabanın önüne düşmesi öyle miydi? Çünkü Hiyoko'nun söylediğine göre, biri onu itmiştir ve Suzuki'yi de, onun peşinden yollar.
Hikâye, sıradan birinin gözünden, karmaşık ama okuması son derece keyifli bir olayı anlatır. Ana karakterlerimiz, eski öğretmen olan Suzuki; insanları kendi elleriyle değil, intihar ettirerek öldüren Balina; bir bıçak ustası olan Çekirge ve gerçek mi yoksa mit mi o bile kesin olmayan, insanları iterek öldürdüğüne inanılan İtici adındaki suikastçıdır.
Tempo hiç durmadan artacak, renkli ama karanlık karakterlerle tanışacak ve Japon yeraltı suç dünyasına dalacaksınız.
Eğer derin felsefi ve hayatınız değiştirecek bir kitap arıyorsanız, hiç de size göre değil. Ama aksine hafif, sürükleyici ve etkileyici, sinematik ama gerçekçi bir gerilim/suç kitabı okumak istiyorum diyorsanız, en iyi alternatiflerden biri bu bence.
Kitaba puanım 9/10
Buraya kadar okuyan herkese çok teşekkür ederim. İyi günler/akşamlar.