Herkese merhaba
Bugün sizlere çok severek okuduğum ve bitmesini hiç istemediğim bir kitaptan bahsetmeye geldim herşeyden önce söylemek istediğim yazarımızın kaleminj öyle çok özlemişim ki kitaba nasıl başladım nasıl bitirdim hiç anlamadım
Şimdi hazırsanız eğer sizleri Aden ve Can ile tanıştırmak istiyorum, onlar bu zamana kadar ki okuduğum en naif ve en güzel çift o kadar tatlılar ki böyle ikisine de sıkı sıkı sarılıp çocuk gibi sevesi geliyor insanın(Aden'e sarılınca sorun olmaz ama Can kesin bayılıp kalır bir yerde) Keza yan karakterler de aşırı derecede tatlıydılar, Miray, Simay ve Mesut muhteşem bir ekip oldular Tolga hariç neyse konumuza dönelim.
Güzeller güzeli kızımız Aden, merhametli, anlayışlı, fazlasıyla iyi niyetli, biraz duygusal, çok çalışkan ve cıvıl cıvıl bir kız (tabi can ile tanışana kadar Aden, Can ile tanıştıktan sonra evrim geçirdi resmen aslen Mersinli olan kızımız İstanbulda arkadaşları ile birlikte yaşıyor
Yakışıklı oğlumuz can ise bir bakanın dönüp bir daha bakacağı ve ilk görüşte aşık olacağı bir delikanlı biraz takıntılı tabi ama kötü anlamda değil, Can rahatsızlığı sebebiyle çocukluğundan beri çok zor bir hayat yaşıyor ve görüştüğü insanların sayısız bir elin beş parmağını geçmiyor (tabi ki hayatına Aden girene kadar) Can'ın en büyük destekçisi annesi ve kuzeni Mesut birde babası var ama o biraz dayaklık bir adam
İlk başta imkansız gibi görünen bu güzel aşk hikayesi sayfalar ilerledikçe sizi kendine bağlıyor. Aden ve Can'ın geçmişten gelen bağları, okurken içinizi ısıtan aşkları, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen sevginin iyileştirici gücüne sığınmaları, arkadaşlığın, dostluğun sarsılmaz bağını yazarımız yine öyle güzel anlatmış ki okurken yüzünde oluşan tebessüme engel olamıyorsunuz ve tabiki hikayemizin kötü adamı Tolga sana ne desem az kalır, normalde psikopat karakter severim ama bu adam level atlamış resmen, bazı bölümlerde Tolga'yı ellerimle parçalayasım geldi ay hele hikayenin başına Tolga'dan sebep Aden beni öyle bir sinir etti ki yani bir insan iyi niyetli olur ama bu kadar mı olur Aden bu konuda master yapmış, bizim kızı olayların aksine inandırmak imkansız gibi birşeydi Miray, Simay ve ben az kaldı kafayı yiyecektik.
Ve Can sen nasıl güzel bir çocuksun kıyamam ben sana hayatımda ikinci defa erkek karakterin tarafında oldum bir yandan kitabı okuyorum bir yandan Aden ile konuşuyorum güzel kızım koş git Can'ın tüm yaralarını sar diye yani tamam Aden de zor zamanlar geçirdi ama Can kadar değil o yüzden oğlumun yeri ayrı bende
Yalnız birşey söyleyeyim bizim oğlan evden çıkamıyor, kendini hayata karşı İzole etmiş durumda ama söz konusu sevdiği olunca maşallah eli kolu heryere uzanıyor yani Tolga'yı öyle bir hale getirdi ki yaptıkları akıllara zarar (gerçi Tolga daha fazlasını hak etti ama neyse) işte o zaman dedim bu çocuğun Sedat'ın yanında işe başlaması lazım diye Aden'in de Duygu'nun elinden geçmesi lazım ben de olayı yine Sedat ve Duygu'ya bağladım ya aferim bana
Uzun lafın kısası İzole öyle güzel bir kitap olmuş ki okumayan çok şey kaybeder benden söylemesi ve hala Işılca'nın kalemi ile tanışmayan var mı bilmiyorum ama, eğer varsa daha fazla geç kalmadan bir an önce kitaplarını temin etmesini tavsiye ederim asla pişman olmazsınız