Derin Kesi benim için sadece bir hikâye olmadı.
Bir hastanenin koridorlarında ilerlerken aslında insanın kendi içindeki boşluklara dokunan bir yolculuktu.
Aysuda’nın güçlü görünmeye çalışırken içten içe kırılan hali,
Pars’ın sessizliğinin altında sakladıkları.
İkisini okurken duyguların ne kadar ağır ve derin olabildiğini hissediyorsun.
En çok da şu düşünce kaldı bende:
İnsan başkalarının yaralarını sararken, kendi yaralarını hep biraz erteliyor.
Bu kitapta aşk var ama yüzeysel değil.
Geçmişle yüzleşmek, kabullenmek ve yeniden başlayabilmekle ilgili.
Bitirdiğimde hissettiğim şey şuydu:
Bazı duyguların adı yok ama izleri çok derin.