“Annem Öldü mü?” kitabını okurken kendimi derin bir duygu yolculuğunun içinde buldum. Kitap benim için sadece bir kayıp hikâyesi değil, anne-kız ilişkisi üzerinden kurulan o güçlü ama bir o kadar karmaşık bağın anlatımıydı. Okudukça bazı satırlarda durup kendi hayatımı düşündüm, bazı yerlerde ise içimde tarif edemediğim bir sızı hissettim.
En çok dikkatimi çeken şey, anne ile kız arasındaki bağın ne kadar katmanlı olduğuydu. Sevgi, kırgınlık, alışkanlık, bağlılık… Hepsi iç içe geçmişti. Bu ilişkiyi okurken şunu fark ettim: Anne-kız arasında kurulan bağ, bazen en güvenli liman olurken bazen de insanın en çok zorlandığı yer olabiliyor. Bu ikili duygu hali kitabı benim için daha gerçek ve etkileyici kıldı.
Kitap boyunca hissedilen o duygusal yoğunluk, aslında bu bağın ne kadar güçlü olduğunu gösteriyordu. Çünkü bir insanı en çok etkileyen şey, en yakınındakiyle kurduğu ilişkidir. Bu yüzden okurken sadece bir hikâye okumadım; aynı zamanda bir bağın, bir ilişkinin derinliğini hissettim.
Genel olarak “Annem Öldü mü?” benim için sade ama etkisi derin bir kitaptı. Bitirdiğimde geriye kalan şey, anne-kız arasındaki o görünmeyen ama çok güçlü bağın ne kadar kıymetli olduğu düşüncesiydi. Bu kitap bana, bazı duyguların ne kadar karmaşık olursa olsun aslında ne kadar gerçek ve ortak olduğunu hatırlattı.