·408 syf.····Okunma: 09 Nisan 2026 16:19 Balkan savaşları ile başlayan, birinci ve ikinci dünya savaşı ile gelişen dönemi yaşayan Şevket Süreyya Aydemir' in macera ve arayış dolu hayatını anlattığı kitabı bu. Osmanlı'nın yıkılışı sürecinde, ayrılan milletler nedeniyle, elde tutunacak sadece Türklüğün kaldığını, Türklüğün asırlar sonra hatırlanmak zorunda kalındığını, bunun genç ve aydın/yarı aydın kesim tarafından sahiplenildiğini ve iktidara taşındığını anlatıyor. 'Turan' idealiyle çıkılan Azerbaycan yolunda, Sovyet ilerleyişinin, bu ideali nasıl yok ederek, yazarı başka bir arayışa, 'sınıf mücadelesini ortadan kaldıran yeni bir düzen', ile, köleci devletlerden mazlum milletleri kurtarma arayışına yönelttiğine değiniliyor. Yazar milletin kurtuluşu uğruna, önce Turancı, sonra Komünist ve sonunda sol Kemalist düşüncelere yer veriyor ve çalışıyor hayat yolculuğunda, ta ki Demokrat Parti'nin iktidara gelişine dek. Hayatı, zaman zaman hapis ve hatta idam ile burun buruna gelmeye kadar hareketli, kimi zaman, yeni kurulan devletin en üst bürokratik kadrolarında, azimle çalışmaya dek çeşitli dönemlere giriyor. Anadolu'yu yaya olarak kat ediyor, Osmanlı'dan kalan yoksul ve cahil Anadolu'nun, yokluktan nasıl bir diriliş yoluna girdiğini, o dönemde dünyada neler olduğunu kendince anlatıyor. İstanbul'dan, çıkıp cephelerde savaşan, Azerbaycan da öğretmenlik yapıp, Rus devriminin bir öğrencisi olan, sonunda yeni kurulan Türk devletinin fikirlerinde zemin bulan Aydemir' in hayatını okuyan birisi bu hayata şaşırmadan edemez. Aydemir, öyle bir nesile ait ki, milletin kurtuluşu ve yeniden bir devlet kuruşu üzerine tüm hayatını koymuş. Bir macera kitabı kadar yüklü içeriğe sahip fakat anlatış tarzı bu etkiyi vermekte biraz zayıf kalıyor. Bu tarz hayatlar üzerine çok daha etki bırakan eserler yapılabilir. Yaşananlar basit şeyler değil çünkü. Okunmasını tavsiye ederim.