Puan vermedi·480 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 00:00
Benim için okurken sürekli fikir değiştirdiğim, bitirdiğimde de uzun uzun düşündüren kitaplardan biri oldu. Başta açıkçası hikâyeye hemen kapılamadım. Olaylar yavaş ilerliyor, karakterler hemen kendini açmıyor. Nina’nın geçmişi, annesiyle olan ilişkisi, Vanessa’nın o “kusursuz” görünen hayatının arka planı derken kitap daha çok karakter çözümlemesi gibi başladı. Hatta bazı yerlerde “bir tık daha kısa olabilirmiş” diye düşündüğüm oldu. Ama sonradan fark ettim ki yazar aslında bizi acele ettirmiyor; karakterlerin zihnine yavaş yavaş sokuyor. Ve bu sabrın karşılığını ikinci yarıda fazlasıyla veriyor. Nina karakteri benim için kitabın en güçlü taraflarından biriydi. Onu sadece dolandırıcı olarak görmek mümkün değil. Hayatın onu getirdiği noktayı, annesinden öğrendiği o “küçük oyunların” nasıl büyüdüğünü görünce ister istemez empati kuruyorsun. Yaptıkları doğru mu? Değil. Ama neden yaptığını anlıyorsun. Bu da karakteri çok gerçek yapıyor. Vanessa ise bambaşka bir yerden kırık… Dışarıdan bakınca her şeye sahip ama içi bomboş. Sürekli görünür olma ihtiyacı, o kusursuz hayatı sürdürme çabası aslında çok yorucu ve bir o kadar da üzücü geldi bana. Kitapta en sevdiğim şeylerden biri de şu oldu: kim haklı, kim suçlu asla net değil. Bir bölümde Nina’ya hak veriyorum, diğerinde Vanessa’ya. Sürekli taraf değiştirerek okudum ve bu durum beni hikâyenin içinde tuttu. O klasik “iyi-kötü” ayrımı yok, herkes gri. Zaten bence kitabın asıl gücü de burada. Sosyal medya kısmı ise çok tanıdık ve biraz da rahatsız ediciydi. O mükemmel hayatlar, kusursuz görünen paylaşımlar… Hepimizin gerçek olmadığını bildiği ama yine de kapıldığı o dünya. Kitap bunu çok güzel yüzümüze vuruyor. Sadece Nina’nın yaptığı dolandırıcılık değil, aslında herkes bir şekilde bir şeyleri “pazarlıyor”. Bu düşünce kitap bittikten sonra bile aklımda kaldı. Atmosferi de ayrıca çok sevdim. Tahoe Gölü’nün o soğuk, izole havası ve Stonehaven malikânesinin kasveti hikâyeye çok yakışmış. Mekân resmen karakterlerin iç dünyasını yansıtıyor. O soğukluk, mesafe ve gizli gerilim bana da geçti. Kitap yarıyı geçtikten sonra ise bambaşka bir hâl alıyor. Olaylar hızlanıyor, sırlar açığa çıkıyor ve tam anlamıyla bir kedi-fare oyununa dönüşüyor. Kim kimi kandırıyor, kim neyi saklıyor derken sayfalar akıp gidiyor. O noktadan sonra elimden bırakmak istemedim. Finale gelirsem… Güzel miydi? Evet. Ama beni tamamen tatmin etti mi? Çok değil. Biraz daha sert, daha çarpıcı bir son beklerdim. Yine de olan bitenin “yerinde” olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu hikâyede net bir adalet duygusu yok. Her şey biraz göreceli ve gri. Genel olarak bakınca; entrika, intikam ve dolandırıcılık hikâyesi gibi başlayıp aslında kimlik, sınıf farkı ve gerçeklik üzerine düşündüren bir kitap oldu benim için. Bitince “çok tatmin oldum” diyemem ama “iyi ki okudum” dediğim ve uzun süre aklımda kalan bir hikâyeydi.
Kıymetli Küçük ŞeylerJanelle Brown · Altın Kitaplar · 2026154 okunma
·
25 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.