Uzun zamandır merak ettiğim bu kitabı sonunda okuma fırsatı buldum ve gerçekten konusu itibarıyla oldukça dikkat çekici bir eser olduğunu söyleyebilirim. Hikâyede Inna, yaşadığı olumsuzluklar ve mutsuzluklar nedeniyle hayatın kendisine adil davranmadığını düşünmektedir. Annesinin hastalığı, biriken borçlar ve içinde bulunduğu zor durum onu çıkmaza sürükler.
Bu süreçte sevgilisi Lachlan ile birlikte sıra dışı bir plan yaparlar. Amaçları bugüne kadar pek görülmemiş bir dolandırıcılık gerçekleştirmektir. Hedefleri ise bir banka ya da kurum değil; zengin bir mirasçı ve sosyal medya fenomeni olan Vanessa Liebling’dir.
Vanessa dışarıdan bakıldığında her şeye sahip, zengin ve şımarık bir hayat süren biri gibi görünse de aslında iç dünyasında oldukça kırılgandır. Terk edilme korkusu taşır ve derin bir yalnızlık hisseder. Annesi ve babası yoktur, kardeşi ise şizofreni ile mücadele etmektedir. Tüm bu yüklerin arasında o da kendini yorgun ve yalnız hissetmektedir.
Kitap boyunca iki farklı kadının hikâyesi iç içe ilerliyor. Yalanlar, duygular, kırılganlıklar ve sevgi arasında gidip gelen olaylar, okuyucuyu sürekli merak içinde tutuyor. İhanetin ve duyguların iç içe geçtiği bu hikâye, sayfaların akıp gitmesini sağlıyor.
Genel olarak oldukça sürükleyici, merak uyandıran ve keyifle okunan bir kitaptı