Beyaz Zambaklar Ülkesinde okuduğumda bana hem ilham veren hem de yer yer fazla idealist gelen bir kitap oldu. Genel olarak etkileyici buldum ama her anlatılanı da olduğu gibi kabul edemedim açıkçası.
Kitabın yazarı Grigory Petrov, Finlandiya’nın nasıl yokluk içinden çıkıp geliştiğini anlatırken aslında bir milletin nasıl ayağa kalkabileceğini göstermeye çalışıyor. Bu yönüyle gerçekten motive edici. Okurken bazı yerlerde insanın içinden “biz neden yapamayalım?” diye geçiyor.
Ama şunu da söylemeden edemem: kitap yer yer fazla idealize edilmiş gibi hissettirdi. Her şey olması gerektiği gibi anlatılıyor, sanki zorluklar biraz arka planda kalıyor. Bu da bana biraz gerçeklikten kopuk bir hava verdi bazı bölümlerde. Yani anlatılan şeyler güzel ama her zaman bu kadar “kusursuz” ilerlemez gibi geliyor.
Buna rağmen verdiği mesaj çok net ve güçlü. Eğitimin önemi, bilinçli bireylerin toplumu nasıl değiştirebileceği ve bir milletin kaderinin aslında kendi elinde olduğu fikri baya etkileyici. Özellikle öğretmenler ve aydınlar üzerinden verilen örnekler düşündürücüydü.
Okurken bazı bölümlerde gerçekten motive oldum, bazı yerlerde ise biraz mesafe koydum. Ama genel olarak kitap bende olumlu bir iz bıraktı. Hani tam anlamıyla “harika” demem ama kesinlikle okunmaya değer.
Sonuç olarak Beyaz Zambaklar Ülkesinde benim için ilham verici ama yer yer fazla idealist bir kitaptı. Okuyana bir şeyler katan, düşündüren ama aynı zamanda sorgulatan bir eser.