Notre Dame'ın Kamburu benim için okuması zorlayıcı ve yer yer sıkıcı gelen bir kitap oldu. Açıkçası beklentim daha farklıydı ama okurken o etkiyi tam olarak alamadım.
Victor Hugo çok güçlü bir yazar, bunu inkâr edemem. Anlatımı detaylı, betimlemeleri yoğun ve dönemi hissettirme konusunda gerçekten başarılı. Ama tam da bu yüzden kitap benim için ağırlaştı. Özellikle uzun uzun yapılan tasvirler… bazı yerlerde “tamam anladık artık” dedim içimden.
Karakterler aslında ilginç. Quasimodo’nun yalnızlığı, dışlanmışlığı falan etkileyici ama nedense ben o duyguyu tam hissedemedim. Yani kağıt üstünde güçlü ama bana geçmedi gibi. Belki de anlatımın fazlalığı duygunun önüne geçti.
Açık konuşayım, bazı bölümlerde kopmalar yaşadım. Hikâyeden uzaklaştığım, sadece bitirmek için okuduğum anlar oldu. Bu da kitabın bende bıraktığı etkiyi baya düşürdü. Halbuki konusu aslında çok daha derin ve etkileyici olabilecek bir şey.
Yine de tamamen kötü diyemem. Dönemi yansıtması, toplumsal yapıyı göstermesi ve bazı karakterlerin taşıdığı anlam açısından değerli bir eser. Ama benim için okuma deneyimi olarak çok akıcı ve sürükleyici değildi.
Sonuç olarak Notre Dame'ın Kamburu bende güçlü bir iz bırakmadı. Değerli ama bana hitap etmeyen, okurken zorlandığım bir kitap olarak kaldı.