Woody, "Zürafa Reisi" olarak bilinen yaşlı ve huysuz bir adamın peşine takılır. On binlerce kilometrelik bu yolda, zürafaları taşıyan kamyonun peşinden giden genç bir kadın fotoğrafçı da gruba katılır.
Yolculuk boyunca ekip; sel felaketleri, ırkçılık, toz fırtınaları, hırsızlar ve hayvanları ilk kez gören şaşkın kasaba halkıyla karşılaşır. 1938 Amerika’sının toplumsal manzarası, zürafaların masumiyetiyle zıtlık içinde işlenir.
Woody, aslında kendi karanlık geçmişinden kaçan kimsesiz bir gençtir. Zürafalarla kurduğu bağ ve yol boyunca yaşadıkları, onun hayata tutunmasını ve insanlara yeniden güvenmesini sağlar.
Zürafalar, kaos içindeki dünyada nezaketi ve zarafeti temsil eder. Woody’nin yol boyunca yaşadığı içsel yolculuk, bir insanın en zor şartlarda bile nasıl iyileşebileceğini gösterir.
Kitap, 1938’deki gerçek bir olaydan ilham aldığı için o dönemin ruhunu çok iyi yansıtır.
Zürafalarla Batıya Doğru, sadece bir yerden bir yere gitmenin değil, büyümenin, sevmenin ve geçmişi geride bırakmanın hikayesidir. Eğer hayvanların insan ruhu üzerindeki iyileştirici gücüne inanıyorsan, bu kitap seni oldukça duygulandıracaktır.