Gönderi

Popüler Kültürün Şişirdiği Kitap
3/10
·296 syf.··
2026 21. kitabı
Karşımızda popüler kültürün şişirdiği bir kitap olan "Gece Yarısı Kütüphanesi" 2020' de Goodreads'da yılın en iyi romanı seçilen bir kitap bu. Fakat bu kadar iyi mi gelin beraber bakalım. Öncelikle kitabın konusundan bahsedelim biraz. Nora adında bir baş karakterimiz var. Hayatında zor anlar yaşıyor, hiçbir işi doğru gitmiyor ve en sonunda intihara kalkışıyor. İşte bu anda da gece yarısı kütüphanesinin içine giriyor ve hayatında farklı seçimler yapsaydı neler olacağını görüyor. Şimdi eleştirdiğim noktalara gelelim: Öncelikle hikayesi çok müthiş bir hikaye değil, aynı şekilde anlatımında da ekstrem bir şey yok. Yani edebiyat dünyasına kazandırdığı hiçbir şey yokken yılın romanı seçilmesi gülünç. Geçmişe bakacak olursak da "kelebek etkisi" teorisi zaten daha önce çoğu kişi tarafından bir yapıta çevrildi. Hakkında filmler vs yapıldı. Örnek olarak verecek olursak "About Time", "The Butterfly Effect" ve "Mr.Nobody" filmleri bu konuda üst sıralardadır. Kitap sade bir dille yazılmış olduğu için akıyor ve hâliyle de insanlar bunu rahatça okuyup pazarlayabiliyor. Bu sayede de Bestseller oluyor. Şimdi yavaştan spoilerli konulara gireceğiz. Eleştirdiğim bir diğer nokta ise şu: Yazar detaylandırarak anlattığı hikayelerin sonunu hep aynı şeylere bağlamış. Karakterin yakın çevresinden biri ölmüş oluyor ve bu nedenden dolayı karakter bu yaşamı seçmek istemiyor. Evet daha sonra yüzlerce yaşamı denediğini bize tek cümlelerle özetliyor yazar. Fakat bunlarda ayrılma sebebi yazamayacak kadar basit bir yazar olacak ki detaylandırmak istememiş. O hayatları kabul etmemek için yeterli bir sebep bulamamış. Sonda bahsettiği klişeye kendisi bile tam inanmıyordur muhtemelen. Zaten ailesinin ölmediği tek detaylandırarak anlattığı hayatta da tekrardan yaşama isteği olup normal hayatına dönüyor. Bu nedenle diğer hayatları tek cümleyle anlatıp bitirmiş. Detaylandırdığı her hikayeye her insanın hayali olan yüksek mertebeli başarılar eklerken de "aile bağlarını" kullanarak duygu sömürmeye çalışmış. Kitabın yarısına gelince sonunu tahmin etmeye başlıyorsunuz zaten artık. Tahmin edilebilir bir kitap çünkü. Bu da basitliğinden ve yazarın sıradışı şeyler düşünememesinden kaynaklı. Bir diğer hususta Matt Haig'in iyi bir okuyucu olması. Evet yanlış duymadınız iyi bir okuyucudur. Kitabı okursanız bunu fark edersiniz. Zira kitapta onlarca kez farklı yazar ve kitaplar geçiyor. Her sayfaya kitap sığdırmaya çalışmış. Evet başka yazar ve kitaplardan da alıntı yapıp yerinde kullanan kişilere söz etmiyoruz fakat burada yapılan tamamen abartı ve boş sayfa doldurma amacıyla yapılmış. Matt Haig kültürlü biri olduğunu göstermeye çalışmış sanırım ama bu daha da batırmış onu. Kitabın sonunda da her pozitif düşünce basan insan tiplemelerinden duyacağınız o klişeyi söylüyor: "Elinizdekilerin kıymetini bilin" Genele hitap edeceğim diye yapılan bir klişe tabii ki bu da. İnsanlar bunu her yerde duyuyor zaten yeni bir şey değil. Bu kitabı okuyup da intihardan vazgeçtim yazan kişiler var şaşkınlığa uğradım bunları okuyunca. Eğer gerçekten bu kitap ile senin hayatını kurtardıysa yazarı tebrik etmek isterim. Ama bu yazarın ustalığı değil senin basitliğin gibi gözüküyor daha çok. Zira senin düşüncen net ise bu denli basit bir klişe değiştiremez bir şeyi. Derinlemesine inemeyen bir hikaye olarak kalmış çünkü. Bu kitabı sevmedim. Popüler kültür diye ön yargılı olabilir misin diye soracak olursanız evet başta ön yargılıydım. Fakat daha sonra konusunu öğrenince hoşuma gitmeye ve ön yargılarım kırılmaya başladı. Hatta bu sefer güzel bir ön yargı ile okudum kitap ortalama bir şey olsa bile beğenirdim. Fakat bunları da yıktı ve ortalama altı bir kitap olduğunu gösterdi. Zevkine güvendiğiniz insanları dinleyin. Popüler kültüre kapılmayın. Her güzel denilen şeye siz de demek zorunda değilsiniz, hoşçakalın!
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,2bin okunma
·
58 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.