Puan vermedi·372 syf.····Okunma: 10 Nisan 2026 12:25 Bir Zürafanın Gözlerinde Umudu Görmek
Ey insanlar; birbirinizi dinlemeden, anlamadan yargılamayın. Doğayı koruyun, umudu yitirmeyin. Çünkü hayat sürdükçe umut da insanın içinde yaşamaya devam eder. Yazar, bizlere bu fikirleri düşündürüyor.
Kitapta zürafalar batıdan doğuya doğru bir yolculuğa çıkıyor. Yetim bir çocuk olan Woodrow Wilson Nickel, ihtiyar Riley Jones ve onların peşinden giden Kızıl Augusta Red ile birlikte siz de bu yolculuğun bir parçası oluyorsunuz. Sayfalar ilerledikçe yalnızca bir yolculuğu değil; sevgi, merhamet, dostluk ve umudu da taşıyan bir hikâyeyi okuyorsunuz.
Bu yolculukta anlamlı hikâyeler var. Sevgi var, merhamet var, dostluk var, umut var. Bazen hüzünleniyorsunuz, bazen gülümsüyorsunuz, bazen de içiniz umutla doluyor. Çünkü eser, bütün bu duyguları okuyucuya güçlü bir şekilde hissettiriyor. Bu sıradan bir yolculuk değil; içinde hayatı, insanı ve iyiliği barındıran bir yolculuk.
Aynı acılar güçlü dostlukların kurulmasına vesile olur. Çünkü yaşadığınız acılar, karşınızdaki insanı anlamanızı, onu yargılamamanızı ve olduğu gibi kabul etmenizi sağlar. Bazen de insan umutsuzken, hiçbir şey beklemezken karşısına öyle bir şey çıkar ki hayata yeniden tutunur. Dostluğu, arkadaşlığı ve yaşam sevincini yeniden kazanır.
Bazı durumlarda insan kendinden kaçmak ister. Doğduğu yerden, yaşadığı yerden, hissettiği duygulardan uzaklaşmak ister. Ama ne kadar kaçmaya çalışırsanız çalışın, bir gün şartlar sizi öyle bir yola sürükler ki kaçtığınız her şeyle yeniden yüz yüze gelirsiniz. Çoğu zaman insan kendinden kaçamaz.
Yaşanan acılar, hüzünler ve travmalar insanın peşini bırakmaz. Uyumak istemezsiniz, gözlerinizi kapatmak istemezsiniz. Çünkü gözlerinizi kapattığınız anda zihniniz sizi tekrar o karanlık yere götürür. Bazılarımız kimseye anlatamadığı, kendinden bile sakladığı duygular taşır içinde. Ama gün gelir, güvendiği insanlara açılır ve o duyguların yükünden kurtulur.
Bu yüzden acı paylaşıldıkça azalır. İnsan konuştuğu, anlaşıldığı ve dinlendiği zaman daha çabuk iyileşir. Bazen de bir hayvan size öyle bir umut olur ki hayatınız değişir. Kitaptaki zürafalar tam da böyle bir anlam taşıyor. Onlar yalnızca bir hayvan değil; yeni hayatların başlamasına vesile olan birer umut simgesi.
Bu nedenle umudun nerede karşımıza çıkacağını bilemeyiz. Belki bir insanda, belki bir ağaçta ya da bir hayvanda… Eğer hayat devam ediyorsa, umut da vardır.
Kitap aynı zamanda doğaya ve canlılara verdiğimiz zararları da hatırlatıyor. İnsanlık olarak çoğu zaman dünyaya verdiğimiz zararları küçümsüyoruz. Oysa böyle devam ederse bir gün gökyüzünde kuşlar uçmayacak, belki bugün gördüğümüz güzellikleri bir daha göremeyeceğiz. Dünya yavaş yavaş yok olup giderken biz bunu fark etmeyeceğiz.
Teknolojik gelişmeler, bilimsel araştırmalar ve yeni buluşlar elbette insanların hayatını kolaylaştırıyor. Ancak diğer yandan doğayı yok ediyor, hayvanların neslini tüketiyoruz. Peki gerçekten ilerliyor muyuz? Çünkü ilerlemek sadece bir sonraki adıma gitmektir; gelişmek ise daha iyiye gitmektir. Bir sonraki adıma gittik ama daha iyi olabildik mi?
Bence artık bir yerde durup düşünmemiz gerekiyor. Doğanın ve hayvanların değerini bilmemiz gerekiyor. Çünkü onlar bize muhtaç olduğu kadar biz de onlara muhtacız. Dünyanın düzenini bozarsak, onu yeniden kurmak çok zor, hatta imkânsız olur.
Teknolojik olarak bu kadar hızlı gelişmeyelim ama bir zürafanın gözlerindeki masumiyeti görmeye devam edelim.
Bu yüzden bu kitabın kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum. Çok samimi, sıcacık ve duygu dolu bir kitap. Ben böyle kitapları seviyorum. Çünkü insana bir şeyler katıyor, durup düşünmesine vesile oluyor ve onu daha faydalı bir insan olmaya teşvik ediyor.
Sizi unutmayacağım. Toz Fırtınası Çocuğu Nickel, ihtiyar Jones ve Kızıl Augusta… Sizin hikâyeniz bana ilham oldu ve biliyorum ki birçok insana da ilham olacak. İnsanlar sizin hikâyenizi okuduklarında daha anlamlı, daha güzel ve daha faydalı bir hayat seçmek isteyecekler.
Yazar Lynda Rutledge, sade, akıcı ve samimi anlatımıyla dikkat çekiyor. The Kitap Yayınları’na da teşekkür etmek gerekiyor. Böylesine değerli ve önemli bir eserin çevirisini bizlere ulaştırmışlar.
Son olarak kitaptan birkaç alıntıyla bitirmek istiyorum:
“Bazı insanlarla yıllar geçirip onları asla tanıyamamak, bazılarını da yılların çok ötesinde tanımak için sadece birkaç güne ihtiyaç duymak ne tuhaf bir şey.” (s. 352)
“Çoğu asker, sevdiklerine tutunarak dayanırdı; mektuplar yazar, karşılığında mektuplar alırlardı. Peki ya bir yetim neye tutunur?” (s. 344)
“İnsan nerede büyüdüyse, orası sonsuza dek içinde kalır; sana iyi de gelse kötü de gelse, her şey unutulsa bile orası hatırlanır.” (s. 242)