AVARE YILLAR
(Roman)
ORHAN KEMAL
1914-1970 arasında yaşamış, toplumsal gerçekçi sanat akımının temsilcilerinin sayılı isimlerinden yazar Orhan Kemal’in yazdığı ikinci eser ile onun sanat anlayışını ve dünyayı algılayış biçimini anlamaya çalışıyoruz.
Roman aslında otobiyografik izler de taşıyor.
Orhan Kemal bu romanda hepimizin ilk gençlik çağına doğru bir ışık tutarak o yaş grubunda bulunan yoksul insanların iç dünyalarına bizi götürüyor.
Romanın kahramanı babasının otoritesi ile yüreğinin sesi arasında kararsız adımlar atmaktadır.
Bir taraftan aşkı, diğer taraftan yoksulluk vardır.
Okulu bırakıp bir an önce para kazanma amacıyla tekstilde çalışmaya başlar.
Orda tutunamayınca arkadaşlarıyla İstanbul’a çalışmaya giderler.
Amaç çok net olmamakla birlikte aşklarıyla da ilişkilidir.
İstanbul’da da tutunamazlar. Yoksulluk her yerde onları bulur. Eve dönerler.
Bir dairede katiplik yapmaya başlar. Orada düşünsel anlamda gelişir. Tanrıyı, evreni, iyiyle kötülüğü, kaderi, yaratılışı düşünerek varolan toplumsal algılardan radikal biçimde ayrışmış bir dini eleştiri ortaya koyar.
İşçi kısmını aslında toplumdaki en alt sınıf olarak gören halka inat fabrikada çalışan bir kıza ilgi duyarak sonunda da evlenir. Düşüncesinden dolayı yurt dışında yaşayan anne babası olmadan evlenir.
Ninesi ona ebeveynlik yapar. Evlendiklerinde damat emanet kıyafet bularak düğüne katılır. Ninesi damada haber vermeden emanet altın takıları geline taktırır. Gelin önce çok sevinir ama bir gün sonra bu takıları geri isteyince tüm dünyaları yıkılır.
Ama umutlarını kaybetmezler.
Tek sermayeleri umutlarıdır.
Kahramanın Yaşar Kemal’in İnce Memed’ine benzer bir yoksul çocukluk dönemi yaşar ama ilerleyen yaşlardaki reaksiyonları farklılaşır.
Aslında Hegel’in bildung süreci gibi bir olgunlaşma evresini yaşar kahraman.
Bu süreç acı deneyimlerle doludur. Ümit ve yaşam varolan iki imkanlarıdır.
Tüm bir hayatlarını uğrunda harcayacaklardır.
Romanda manipüle edilmemiş bir inanç dünyası, tanrı ve din algısı, kader sorgulaması, tanrıya isyan ve kötülük problemi sorgulaması da pekala yapılmıştır.
Aslında benim asıl farkettiğim ise Orhan Kemal’in kahramanında da bir bulantı ve kendi hayatına bir yön verme açısından varoluşçu parıltılısı görülmesidir ve bu da çok değerlidir.
Alıntılarım:
“İnsan, yaşadıkça öğreniyordu.”
“Hayallerim vardı ama cebimde beş kuruş yoktu.”
“Babamın bakışları, hayallerimi darmadağın etmeye yetiyordu.”
“Yoksulluk, insanın yalnız cebinde değil, ruhunda da hissediliyordu.”
“Yaşamak, sandığım kadar kolay değildi.”
Okunabilir bir kitap.