·864 syf.····Okunma: 10 Nisan 2018 00:00 Donna Tartt, az ama öz yazan bir isim. Kasıt şu; Bir röportajında okumuştum. Cümle cümle yazmayı yeğlediği için uzun sürüyormuş bitirmesi. O sayede, kalınlıklarına rağmen nadir yersiz cümle ve konuya rastlarsınız. Tartt’ın “Gizli Tarih” romanına bayılmıştım. Saka Kuşu’nun da aşağı kalır yanı yok. Saka Kuşu, kitap kapağının üstündeki tablo “Carel Fabritius’a ait. 1654’te yapılmış “Goldfinch” tablosu, ressamın yangında kurtarılan tek eseri ve roman bu eser üzerine kurulu. Saka Kuşu’nu okumak istememin iki büyük nedeni var: İlki “sanatla ilgili oluşu”, ikincisi ise, Pulitzer Ödülü almış olması (bu ödülün prestijine güvenmişimdir hep.)
⠀
Roman, bir patlamada annesini kaybeden ve oradan oraya savrulan küçük Theodor’un yaşamını konu ediniyor. Fabritius’un “Saka Kuşu” tablosu beklenmedik bir şekilde eline geçer ve annesini kendine hatırlatan bu hatırayı türlü olaylara rağmen koruma çabasına girişecektir. Saka Kuşu tablosuna baktığımızda, duvara zincirlenmiş halkanın kuşun ayağına geçirildiğini görüyoruz. Uçmayı seven bu hayvanın özgürlüğünün kısıtlanmasına vurgu yapan ressam, aynı şekilde yazar da Theo’yu tabloya görünmez bir zincirle bağlayıp mahkum ediyor. Oldukça güzel bir roman. Merve Sevtap Ilgın’ın çevirisi de çok başarılı. Lütfen kapağın üstünde “Uluslararası Bestseller” yazan yazıya takmadan okuyun. Bu öykü aktıkça, birçok ressamında adı geçiyor ve kendimizden geçiyoruz tabii: Constable, Dore, Corot, Watteau, Millias, Claesz, Van Goyen, Jan Weenix, Steen ve Van Der Ast...