8/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 14:59
Şimdi şöyle başlayayım… Ben bu kitabı aşırı merak ediyordum. Çünkü Gelin’den Serena’yı az çok tanıyorduk ve hikayesi “bak burada bir şeyler var” diye bağırıyordu resmen. Melez bir karakter… yani yarı insan yarı kurt. Zaten daha baştan “kızın başı beladan kurtulmaz” diyorsun ve haklı da çıkıyorsun Serena resmen yürüyen hedef. Türünün ilk örneği olduğu için herkes peşinde: kurtlar ayrı, vampyrler ayrı… üstüne bir de başına ödül konuyor. Yani kızın hayatı direkt kaos. Ve tam bu noktada sahneye kim giriyor? Kuzeybatı’nın alfası Koen Alexander Koen Serena’yı görür görmez bağlanıyor. Yani klasik “eşim” olayı. Ama tabii ki düz gitmiyor hiçbir şey… Adam diyor ki “sen benim eşimsin ama ben senden uzak duracağım.” Ya tamam Koen, biz de yedik bunu Sonra Serena’nın peşindeki tehlikeler artınca bizimki mecburen Koen’in yanında kalıyor ve olaylar yavaş yavaş başlıyor. Ama bak şimdi… Bu kitabı benim için özel yapan şey kesinlikle Serena karakteri. Gerçekten bayıldım. Mizahı, laf sokmaları, o hazırcevap halleri… ama en çok da yaşadıklarına rağmen güçlü kalması. Hani bazı karakterler vardır sürekli saçma karar alır sinir olursun ya—Serena öyle değil. Dürtüsel ama aptal değil. Bu çok önemli bir detay bence. Bir de Misery ile olan sahneleri… keşke daha fazla olsaydı! O ikilinin enerjisi ayrı bir kitap taşır. Koen’e gelirsek… Adam tam bir alfa. Soğuk, mesafeli, sahiplenici, karizmatik… yani “kurt adam” deyince kafanda ne canlanıyorsa o. Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim: fazla kapalıydı. Yani tamam gizemli olsun ama bir noktada “bir şey hisset artık” dedirtti bana Yarısına kadar adamın duygularını çözemiyoruz resmen. Bu da ister istemez aralarındaki aşkı biraz geri planda bırakıyor. Kitap akıyor mu? Akıyor. Diyaloglar güzel mi? Çok güzel. Ama… olaylar açısından baktığımda kitabın yarısından fazlasında “çok büyük bir şey olmuyor” hissi var. Bir tık aynı döngüde gidiyor. Okurken sıkmıyor ama “hadi artık bir kırılma noktası gelsin” diye bekliyorsun. Gelelim en çok kafama takılan şeye: eş (mate) olayı Ya bu kadar baştan beri vurgulanan bir şeyin böyle… biraz havada kalması beni üzdü açıkçası. Özellikle Serena tarafı. Yani biz tamam Koen bağlandı diyoruz ama Serena’nın o “fark ediş” anı yok gibi. Daha güçlü, daha vurucu bir sahne beklerdim. Smut sahnelerine de değinmeden geçemem Var mı? Var. Fazla mı? Biraz fazla. Ama etkili mi? Ehh… işte burada duyguyu çok alamadım ben. Hani sahne var ama “hissettirme” kısmı eksik kalmış. Sonlara doğru kitap hızlanıyor ama bu sefer de biraz aceleye gelmiş hissi veriyor. Daha dolu dolu bir final olabilirdi. Ama şunu net söyleyeyim: Ben bu kitabı sevdim. Evet eksikleri var, evet “daha iyi olabilirdi” dediğim çok yer var ama okurken keyif aldım. Özellikle Serena için bile okunur. Hatta sırf onun karakteri için bile bir şans verilir. Gelin kadar vurmadı belki ama kötü de değildi asla. Benim için “beklentimin biraz altında ama keyifli” kategorisine girdi. Ve son olarak şunu söylemeden bitiremem… Koen gibi bir alfa fikri… hâlâ biraz kalbimi çeliyor
AlfaAli Hazelwood · Nemesis Kitap · 2025255 okunma
·
50 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.