·309 syf.····Okunma: 11 Nisan 2019 00:00 William Faulkner’ın üç-dört yıl önce “Döşeğimde Ölürken”i okumuştum; ağdalı ve bol sarkaçlı kurgusuna rağmen hoşuma gitmişti Amerikan taşrası ailenin hikâyesi. Kurtar Halkımı Musa’da da yine Mississippi’de yer alan “Yoknapatawpha” adını verdiği düş ürünü bir yerde geçiyor. Aslında burası, Faulkner'in dünyaya geldiği Mississipi'deki Lafayet’tedir. Romanda, Amerika’nın Güney eyaletlerinin sorunları; akrabalık ilişkileri, toplumsal yaşamı, cinsiyet ve ırk ayrımı, özel mülkiyetin paylaşım problemleri üzerinde durarak, McCaslin sülâlesinin -bir yerden sonda saymayı bıraktım- bilmem kaç kuşağının yaşantısına yer veriyor.
Öncelikle hikâye kitabı olarak yazan Faulkner, Kurtar Halkımı Musa’yı “ben hep bir roman olarak düşledim” demiş ve sonrada roman kurgusuna dönüştürmüştür. Bölüm bölüm yazılan metinde “Ayı” başlıklı kısım tek kelimeyle muhteşem. Freudyen saptamalarla, öyküye psikanalitik çıkarımlar o kadar yerinde ve derine götürür vaziyette ki, sevmemek, hayran kalmamak mümkün değil. İçsel hesaplaşmalar ise, romana etkileyici bir tat katmış. Nobel ödüllü yazardan korkanların korkmaması gerektiğini, aynı zamanda “okunması gereken 1001 kitap”tan biri olan eseri okumasını tavsiye ediyorum. Bilinç akışıyla yazılmış eserin finali ise, insanın varoluşuna, yaşama isteğine ve aile bağlarına çelme takıyor.