Anlatılmayan hikaye, yaşanmamış hayat"tır diye başlıyor kitabımız. Ortak özellikleri HİKDE (Hanımlar için kültür derneği) etrafında toplanmış olmalarıydı. Sanılanın aksine hikayesi anlatılan kişilerin tamamı şehirli ve ön planda olan aileler (Toplumda genelde başörtüsü ve köylülük üzerine bağ kurulur.) Hem kamusal alana dahil olmak hem de kamuda dini vecibelerini yerine getirmek istemeleri sebebiyle "Cumhurietin Öteki Kadınları" olmayı göze aldılar. Kısaca devrim, imajını kadınlara emanet etmişti. Bu kadınlar evinin köşesinde otur, toplumdan soyutlan, dinini yaşa; etliye sütlüye karışma yaklaşımına başkaldıranlardır. Kendilerini bu toplumun bir paydaşı ve bir ferdi olarak görüyorlar ve başkalarının da kendilerini öyle görmesini istiyorlar. Kısaca yeni düzen etkilerini önce kadınlar üzerinde gösteriyor. Kitabın amacı 15 hanımefendinin hayat hikayesini anlatmak değil. Okuyucunun "Hayatımın Hikayesi"ne talip olmaktır. Bu süreçte yanlız olmadıklarını, tarihi seyir içerisinde ne gibi zorluklar yaşandığını, bu zorlukların nasıl aşılmaya çalışıldığını, bugünlere nasıl gelindiği, kazanım olarak görülen konularda ne gibi bedeller ödendiğini göstermek ve gelecek nesillere güç vermektir. Kendimizi kurtardık (kurtarmaya aday olmaya çalışıyoruz) ama ya eşlerimiz veya çocuklarımız ne olacak diyerek sessiz bir o kadarda kulakları sağır eden bir çığlıkla kendi hayatlarından kesitleri bizlere sunuyorlar. İyi okumalar.