Gece Yarısı Kütüphanesi ;itiraf edeyim başta ön yargıyla elime aldım çünkü bu kitabı bana terapistim önermişti kitabı aldıktan sonra okumaya başlamam çok uzun zaman aldı. Okudukça fark ettim ki , Nora bendim yaşadığı hayat benim hayatımdı hatta öldüğünde kendi kedim ölmüş gibi üzüldüğüm aynı duyguları hissettiğim kedisi Voltaire benim kedim her şeyim Vera’ydı hikaye o kadar çok bendi ki o kadar çok içinde kendimi hissettim ki okumak bazı -pişmanlıklarla- duygularla okuma yoluyla yüzleşmek beni çok yordu. Her yeni hayatta merakım arttı her yeni hayal kırıklığını kalbimin en derinlerinde hissettim.Aslında Nora’nın hissettiği duyguların bana çok da uzak olmadığını fark ettim.Bu kadar öz eleştiri yeter biraz kitaptan bahsedelim; kitap gayet akıcı ve basit bir dille yazılmış anlaşılması kolaydı karakterler ve mekanlar üzerinde açık şekilde durulduğu için akılda kalıcıydı. Olay örgüsü muazzamdı. Kitabın bitmesi hiç istemedim zaten kitapda net şekilde bitmemişti. Yazar geri kalan hikayeyi bizim hayal etmemizi istediği için açık bırakmış umarım bundan sonraki hayatı mutluluklarla dolu olur. Yazar bazı hisleri derin bir şekilde hissettirmişti. En çok etkilendiğim hayat Nora’nın Ash ile evli , Molly adında kızları Platon adında köpekleri ile yaşadığı hayattı. Hayat gerçek olamayacak kadar mükemmeldi buna rağmen Nora kendini ait hissedemedi her ne kadar o hayatta kalmayı çok istesede içinde bir huzursuzluk vardı. Gece Yarısı Kütüphanesine döndüğünde içindeki öfke ve kırgınlık ona gerçekleri görmesinde yardım etti. Her ne kadar istemediği hayatı istemediği formunda yaşadığını düşünsede aslında bizi biz yapan hayatın bu hayat olduğu her olasılığın milyon farklı sonuç doğurduğunu ve her ne olursa olsun kendimizi sevmemizi umudumuzu kaybetmemiz gerektiğini anlatan bir kitaptı. Umarım zamanla bende Nora gibi en iyi halimin şuanki halim olduğunu fark eder ve Nora gibi umut dolabilirim. Matt HaigGece Yarısı Kütüphanesi