Sizce bir şeyi başarmak için devasa bir güce mi ihtiyacımız var, yoksa sadece o ilk adımı atacak bir niyet mi? Küçük Kara Balık’ı az önce bitirdim ve sayfaları kapattığımda hissettiğim o ferahlık, aslında hepimizin içinde bir yerlerde gizli olan o "gitme" arzusunun bir yansımasıydı. Kitabı bitirince şunu bir kez daha anladım: Niyet edip harekete geçmedikçe, her iş gözümüzde devleşiyor. Biz yerimizde saydıkça, hayallerimiz öyle bir büyüyor ki; bir süre sonra onları gerçekleştirmek bir yana, sadece akla getirmek bile ürkütücü gelmeye başlıyor.
Oysa bu minik ama dev yürekli balığın bize fısıldadığı çok temel bir gerçek var: Dünyayı değiştirmek ya da üzerimize çöken o ağır düşünce kalıplarını yıkmak için devasa bir kahraman olmamıza gerek yok. Sadece küçük bir adım yeterli. O ilk kıpırtı, söylenen tüm olumsuzlukları, "yapamazsın" diyen sesleri birer birer suya gömmeye yetiyor.
Belki de birçoğumuz için o büyük ve masmavi denize giden yolun ilk adımı, sadece bu kitabı okuyup kendi içimizdeki "gitme" isteğini keşfetmektir. Çünkü şuna tüm kalbimle inanıyorum: Gerçekten niyet eden ve o cesur adımı atan hiç kimse için denize ulaşmak imkansız değildir.
İçinizdeki küçük kara balığın sesini duymanız dileğiyle...