Mandeville, Arıların Masalı’nda toplumsal refahın temelini erdemli bir dayanışmada değil, bireyin dizginlenemeyen ihtiraslarında arayarak okuyucunun ahlaki pusulasını kasten bozar. "Özel Kusurlar, Kamusal Faydalardır" tezi, yazarın sadece iktisadi bir tespiti değil, insan doğasının ikiyüzlülüğüne doğrulttuğu bir aynadır; lüksü yererken aslında o lüksün yarattığı istihdamla beslenen toplumun paradoksunu sergiler. Ancak metnin kurgusal omurgası olan kovan metaforu, didaktik açıklamaların ağırlığı altında yer yer ezilir; Mandeville, okuyucuyu bir keşfe çıkarmaktan ziyade, kendi determinist evrenine hapsetmeyi seçen otoriter bir anlatıcı figürüne dönüşür. Bu noktada eser, bir edebi metinden çok, insanı sadece "mide ve kibirden ibaret" bir makine olarak gören buz gibi bir sosyal mühendislik manifestosu halini alır. Diğer yandan bana garip gelmedi. Az daha kötü insanların varlığına şükredecektim. (^_-)