Oxford Üniversitesi’nde Sekreter Yardımcısı ve British Academy Başkanı olarak görev yapmış Anthony Kenny, dört ciltten oluşan Batı Felsefesinin Yeni Tarihi serisinin ilk cildi: Antik Felsefe. Kenny, Thales (MÖ. 585) ve Pythagoras (MÖ. 530) gibi ilk filozoflarla başlayıp, Plotinos (MS. 205) ve Aziz Augustinus (MÖ. 387) değin devam bir felsefeyle yön bulma çabasını ele alıyor.
Gerek incelemenin kapsadığı geniş alan, gerek bilgi doluluğu olsun, muhtevası yerine maalesef biçimini ele alabileceğim, uyarmak istedim.
Antik Felsefe’yi neden okumalıyız? Kuşkusuz bilimsel ve düşünsel her çalışma okunmaya değerdir, bazı öncelik vereceklerimiz, yolumuzdaki taşları temizleme babında epey iş görür olduğunu düşünüyorum. Antik Felsefe’de Kenny, kronolojik bir yol izlemiş ve mantıklı olanı seçtiği de aşikar. Bu araştırmayı diğerlerinden ayıran, tüm bilgileri üst üste yığmamış olması. Bir açıklık getirelim gize: Örneğin Stoacılık anlatılıyor ve Stoacıların “Tanrı, etik, evren, madde, ruh” üzerine düşünceleri üst üste verilmek yerine, konunun ana bağlamına bağlı kalarak, yeri geldiğinde “tanrı” hakkında görüşleri ve karşıt görüşlerle beraber bağlamında verilmiş. Diğer açımlanmayı bekleyen “felsefe konuları” için de geçerli. Bu sayede, karşılaştırmalı bir felsefe kaynağının kanlı canlı örneğinin değerini anlamış oluyoruz. Bilgi yığılması, hafızanın taşıyamacağı kapasiteyi aşınca, edebiyat metnine dönüşebiliyor.
Kenny mantık konularındaki örnekleri de anlamanızı kolaylaştıracak şekilde. Felsefe Tarihi’ni bilmeden, felsefenin gelişim tarihine katkıda bulunan filozofları okumak büyük bir hatadır. Öncelikle tüm bilginleri bağlamı içerisinde, dönemin şartlarına ve gerekirse biyografisi okunmalı, ardından çağdaşları olan düşünürlerle etkileşimleri bilinmeli. Genel harita öğrenilince, yazar-yapıt aşamasına geçmeniz gerektiğini düşünüyorum. Seriyi bu denli geciktirme nedenimse, “kötü çeviri” etiketiydi. Tamamen asılsız iddia olduğunu, mükemmel çevirildiğini söyleyip, gönül rahatlığıyla öneriyorum.