Kitabı okurken aklımda kalan iki şey oldu:
1. Hastalıklar önce insanlarda denendi, sonra hayvanlara geçildi.
Ben hep “önce farelerde, sonra insanlarda” sanıyordum. Ama kitapta özellikle sarıhumma ve çiçek aşısı çalışmalarında, ilk deneylerin gönüllü insanlar üzerinde yapıldığını öğrendim. Zaman ilerledikçe etik anlayış gelişmiş ve hayvan modellerine yönelinmiş.
2. Grip neden hâlâ bitmiyor?
Çünkü virüs yüzeyindeki H ve N proteinlerinin şeklini sürekli değiştiriyor. Bağışıklık sistemi bir önceki yılın “parmak izini” tanıyor ama virüs yeni bir maske takmış oluyor. Bu yüzden her yıl yeni bir aşı gerekiyor ve grip salgınları hiç bitmiyor.
Kitabın sonsözü:
Hastalıkları tamamen yok edemeyiz ama kontrol edebiliriz. Bunun için aşı tek başına yetmez; para, siyasi irade, eğitim ve toplumun güveni de şart. Ama en büyük engel bazen kendimiziz. Nijerya’da çocuk felci aşısıyla ilgili çıkan “aşıda HIV var” söylentisi yüzünden kampanyalar durdu ve hastalık yeniden 18 ülkeye yayıldı. Yazarın çizgi romandan alıntıladığı gibi: “Düşmanı bulduk: Biziz!”
Yine de umut var. Nepal’de okuma yazma bilmeyen 50.000 anne, kapı kapı dolaşarak çocukları aşıya götürdü ve ölümler dörtte bir azaldı. Azmin olduğu yerde başarı da var.
Bu kitap bana hastalıkların sadece mikrop olmadığını öğretti. Onlar tarihi, imparatorlukları, savaşları, bilimi ve insan davranışını değiştirdi. Onları yok edemeyiz ama akıllıca, kararlılıkla ve birlikte hareket edersek kontrol edebiliriz. Esma 04Dünyamızı Değiştiren On İki HastalıkIrwin W. Sherman