Bugün sizlere içsel bir yolculuk yaşatacak bir kitapla geldim. @zeynep_zeynepbati ’nın yazdığı “Seyyah.”
Zeynep Batı’nın kaleminden dökülen Seyyah, sadece kilometrelerle ölçülen bir seyahati değil, bir insanın ruhunun en karanlık dehlizlerinden aydınlığa çıkış çabasını anlatan, manevi derinliği oldukça yüksek bir eser. Kitabın merkezinde, hayatın tüm somut başarılarına sahipken bir anda en büyük sınavıyla, yani ailesini bir uçak kazasında kaybetmesiyle yüzleşen Doktor Bahar yer alıyor. Bahar’ın bu trajik kayıptan sonra düştüğü boşluk, yazar tarafından öyle naif ve içten işlenmiş ki okurken karakterin dilsiz acısını iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
Romanın en vurucu yanı, Bahar’ın bu büyük yasla başa çıkma yönteminin “kaçmak” değil, “varmak” üzerine kurulu olması. O, bir seyyah gibi yola düşerken aslında kendi içindeki o kırık dökük evi onarmaya çalışıyor. Gittiği her durakta karşılaştığı insanların hikayeleri, ona kendi acısının bir son değil, bir dönüşüm olduğunu fısıldıyor.
Anlatım dili, bir nehrin akışı gibi sakin ama derinden ilerliyor. Yazarın tasavvufi ve felsefi dokunuşları, hikayeyi sıradan bir dramın ötesine taşıyarak bir nevi modern zaman şifasına dönüştürüyor. “Derdi sevmek” ve “teslimiyet” kavramları, kitabın sayfaları arasına birer iyileştirici merhem gibi sürülmüş. Bahar’ın dış dünyadaki yolculuğu boyunca tuttuğu notlar ve yaşadığı içsel hesaplaşmalar, aslında her okurun kendi hayatındaki kayıplara ve eksikliklere tutulan bir ayna niteliğinde.
Sonuç olarak Seyyah, hüzün rüzgarlarının insanın kanatlarını kırması için değil, onu daha yüksek bir hakikate uçurması için estiğini hatırlatıyor. Yine de kanatlarımızın hiç bir zaman kırılmaması dileğiyle. İyilikle ve kitapla kalın.