Cellat Mezarlığı, karanlık ama bir o kadar da insanın içine sızan bir anlatı.
Kitap, ölümle yaşamın ince çizgisinde dolaşan, “kenarda kalmış” insanların hikâyelerini merkezine alıyor.
Bir kiralık katil var ,bu adamın cesetleri ortadan kaldırmak için işbirliği yaptığı bir mezarlık görevlisi var.Kendi işlemediği bir cinayetin cesedini ortadan kaldırmak zorunda kalan bu adamın bir şekilde içine düştüğü tuhaf bir olaylar silsilesi var .Hesapta olmayan bu cinayetin katili de bir şekilde başrollerden biri olarak değerlendirilebilir aslında.
Roman, yolları cinayet ile kesişen farklı insanların iç dünyalarına odaklanıyor. Her biri kendi yalnızlığı, travması ve geçmişiyle boğuşurken, ölümle kurdukları ilişki üzerinden aslında hayata tutunma biçimlerini görüyoruz.
Bu kitap, olaydan çok ruh hâli anlatıyor. Atmosferi yoğun, yer yer kasvetli ama asla boş değil;karakterlerin iç sesleri çok iyi kurulmuş.Okurken herbiri gözünüzde kanlı canlı beliriyor.
insan psikolojisi, yalnızlık ve ölüm temaları çok iyi işlenmiş.
Olay kurgusu da benim için gayet tatmin edici idi.
Cellat Mezarlığı’nda karakterler, klasik “iyi-kötü” ayrımından ziyade gri tonlarda dolaşan, kırılgan ve katmanlı.Son derece akıcı bir dili var .Sürükleyici ve kolay okunan bir kitap olmasına rağmen duygu açısından çok zengin .
Çok severek okudum,tavsiye ediyorum .