Puan vermedi·408 syf.··Beğendi
· Başıma Gelenler - Prof. Dr. Salih Tuğ
Salih Tuğ Hoca İlim Yayma, İSAV, Aydınlar Ocağı, Türkiye Milli Kültür Vakfı gibi kurumlarda yönetim kurullarında yer almış bir büyüğümüz.
Pertevniyal Valide Sultan mezunu olan Hoca’nın çocukluğu Fatih civarında geçmiş. Yüksek İslam Enstitüsünde müdürlük yapmış. Daha da önemlisi Marmara İlahiyat’ın kurucu dekanı. Doktora öğrencileri arasında Prof. Dr. Fahrettin Atar, Prof. Dr. Saim Yeprem, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın gibi hocalar bulunuyor.
Mahmud Bayram, Muhammed Hamidullah, Fethi Gemuhluoğlu, Yusuf Ziya Kavakçı ve Fuat Sezgin gibi isimlerle yakın ilişkileri var. Bekir Berk, Kadir Mısıroğlu, Esad Coşan ve Mehmed Zahid Kotku Hazretleri’ne dair de kısa da olsa bölümler var.
Evlilik için istişarelerini yaparken ve dini nikahını kıydırırken yanındaki başrol isim baba dostu olan Mahmud Bayram Hoca. Nikah şahitlerinden birisi Bekir Berk birisi Fuat Sezgin bir başkası İsmail Dayı.
Muhammed Hamidullah’la Türkiye’ye geldiğinde yakın ilişkiler kuran tercümelerini yapan, yanında konferanslara katılan Hoca’yla bol bol vakit geçiren isimlerden bir tanesi de Fuat Sezgin’in ve Yusuf Ziya Kavakçı’yla beraber Salih Tuğ Hoca. Salih Tuğ’un arşivinde hala tercüme edilmemiş Muhammed Hamidullah makaleleri varmış.
Kitapta dikkat çeken bir kısım da şu ki; kendi hayatını anlatırken yaklaşık 60 sayfa Hamidullah Hoca’dan bahsediyor. Kitabın o bölümü adeta muhtasar bir “siret-i Muhammed Hamidullah”. Fransa’daki hayatından Türkiye’de karşılaştığı eleştirilere Hoca’nın zühdünden ilmi bakışına kadar her şeyine değiniyor. Yusuf Ziya Kavakçı’nın da hatıralarında yer verdiği Hamidullah Hoca kesitleriyle beraber okunduğunda çok daha geniş bilgi elde edilebilir.
Hoca sporu ve gezmeyi seven, yönetim ve iç çözme kabiliyeti yüksek, ikili ilişkilerinde ölçülü, siyasetten parti bazında uzak ama cemiyet hayatının içerisinde bir şahsiyet. Kitapta son dönemlerde yaşayan hocaların hatıralarında gördüğüm Recep Tayyip Erdoğan’a methiye üzerine methiyeler dizen bir tavır da yoktu. Bu bence biraz Hoca’nın Aydınlar Ocağı ekibinden gelmesi ve ilim adamının milletvekilliği ve bürokrasi gibi görevlerden uzak durması görüşlerinden kaynaklanıyor da olabilir.
Kitabın son iki kısmı da çok önemli. Kitabın belli bir kısmında Hoca’nın katıldığı STK’lar, vakıflar ve derneklerde ne çalışmalar yaptığını anlatıyor. Son kısmı ise arkadaşları ve talebelerinin dilinden Salih Tuğ’u dinliyoruz. Bence kitabın ön güzel kısımları da bunlar. Bir insanı yakınlarından dinlemek kişiliği ve tavırları hakkında bambaşka bilgiler veriyor. Hoca’nın doktoraya alacağı öğrencilerine önce birkaç ay gözünün önünde tutması ve bir bakıma sınav yapması ve doktora sürecine dair sunduğu şartları görmek hoş oldu. Orijinal bir tavırdı. Hoca’nın sigara değil de puro tiryakisi olması, yemek yerken perhize dikkat etmesi de kayda geçirilmeli..
Daha yazılır da bu kadarlık yeter diyelim…