·184 syf.····Okunma: 13 Nisan 2026 23:43 Kirkegaard bu kitapta birkaç ana başlık üzerinden hz îbrahîm vasıtasıyla iman ve ahlaka değiniyor.
Hz İbrahim'in Îshak ı Allah ın emri ile kurban etmek istemesi üzerinden birkaç güzel şeye değiniyor. ( îslama göre hz îsmaîl kurban ediliyor)
Örneğin ahlaka göre yani toplum etiğine göre öldürmemelisin veya evladına iyi bakmalısın gibi temel kurallar iman için çiğneniyor. Bu durumda iman ahlakın üstünde mi oluyor veya iman iyi bir şey midir? İman aklın bittiği yerde mi başlar? Gibi sorular üzerinden anlatıyor.
Şimdi imanın ne olduğuna gelecek olursak onun da bireyin Allah ile doğrudan iletişime geçmesi olayı olduğunu söylüyor. Yani evrenselin üstüne çıkan bir birey var. Ki buna paradoks diyor. Yani kısaca iyilik, kötülük, etik gibi kurallar iman gerekçesi ile ( Allah istedi) askıya alınabilir mi? Çünkü öyle ise iman kötüdür değilse Îbrahîm mahvolmuştur diyor. Kitabın temel konusu bu.
Şahsen ben konuyu çok sevdim çok istekle başladım. Ama bazı yayınevlerinin resmen okuyucu okurken bir şey anlamasın, eziyet çekip sıkılsın ve kitabı bıraksın diye laf salatasının dibine vurmuş, basitçe söylersem, tikel( birey) , evrensel( genel) , estetik( sanat) , mutlak ( Tanrı) gibi soyut kelimeler ile kafayı çorba yapıyor. Oysa parantez içinde yazdığım karşılıklarını yazsa çok daha kolay anlaşılır. O yüzden puan kırdım. Bir de ilk 70 80 sayfa hariç sona kadar resmen kitap dolsun diye laf salatası yapmış. Yani bana kalsa bu kitap için 70 sayfa yeterliydi. Baş kısmı hz Îbrahîmî anlattığı kısım hariç çok sıkıldım. Çünkü vermek istediği her şeyi orda verip diğer bölümler boş boş konuşmuş, uykum geldi resmen. Okuyacaksanız problemler kısmına gelmeden bırakın yeter