·96 syf.····Okunma: 14 Nisan 2019 00:00 Diego Velazquez’in eserlerine çok hakimim sanat tarihinde. Özellikle “Nedimler”i üniversitede arkadaş grubumuzla çıkardığımız kültür-sanat gazetemizde yorumlamıştım. Michel Foucault’nun da üstüne eleştiriler yazdığı önemli bir resim. Velazquez, bir mesafeli bir portre çizsem bile -saray ressamlarını sevmiyorum. Tıpkı saray müzisyeni Mozart’ı en iyisi görmediği gibi- müthiş işler ortaya çıkarttığı gerçeğini değiştirmiyor. 16. ve 17. yüzyıllarında İspanya’da Sevilla sanat merkezi idi. Sevillalı sanatseverler, “bogedon” denilen, sözlük anlamı “han, meyhane, taverna” adı verilen resim türüne büyük ilgi göstermiş. Bu türde, aşevleri, meyhaneler ya da içki sunulan yerlerde sıradan insanların betimlendiği resimler minvalinde karşımıza çıkıyor. Bu akım ise, hayli sevdiğim ressam Caravaggio’nun sanat tarzından esinlenmiş. Velazquez, Caravaggio’dan çok etkilenmiş bir sanatçı, ilk dönem eserleri bunu gösteriyor bence.
Velazquez’in sanırım en sevdiğim keşfettiğim yönü, dini temaların dışında, edebi ve felsefi yönlü tarihi kahramanları da resmetmiş olması. Bunlar içerisinde, “Ezop” ve Menippus” yer alıyor. Şu kitabı okuyunca, zaten aklımda olan ve Rembrandt, Rubens ve Velazquez’in metinden etkilenerek tablolaştırıldığı Ovidius’un “Dönüşümler”ini bir an önce okumak gerek. Kitabı alıp okuyun, Taschen serisi hakikaten şahane.