Arne Dahl, ilk kez okuduğum bir yazar ve Kuzey polisiyesinin namını duymayan yoktur sanırım. Soğuk, kar, kan ve cinayet, ister istemez ilgi çeken difüzyonlar olduğunu kimse inkâr edemez. Konu kısaca şöyle; 15 yaşında bir kız kaybolmuştur ve Sam soruşturma için çağrıldığında, bu kaybolmanın bir seri katil tarafından işlenmiş bir cinayet olabileceğini düşünür. Polis teşkilatındaki hiç kimse onun teorisini kabul etmez, bu yüzden onu gençliğindeki olaylara götüren paralel bir soruşturma geliştirir.
Bu soruşturmada Molly ile yolları kesişir ve birlikte kayıp kıza ne olduğunu ortaya çıkaracaklardır.
Hikayenin dramatik bir polis operasyonunun ortasında başlaması beni rahatsız etmiyor. Olay örgüsü, direkt davanın içinde başlıyor ve kim kimdir, neye hizmet ettiğini anlamanız için biraz süre gerekiyor, ama anlıyorsunuz. Ana kahramanlar nispeten hızlı bir şekilde netleşiyor. Kitabın yaklaşık üçte birinden sonra, gizemli bir kadın soruşturmanın odağı haline geliyor, kimliği tespit ediliyor ve polis sorgusuna çağrılıyor. Hikâye değiştikçe değişiyor. Romanın çok uzun olduğu ve fazla tekrara düştüğü kısımlar konusunda yapılan eleştirileri haklı buluyorum. Bu negatif enerji, sizi uzaklaştırıyor ne yazık ki. İkinci ana karakter Molly Blom'dan bahsetmemize gerek var mı, bielemedim. Çünkü kitabın yaklaşık yarısına kadar ortaya çıkmıyor ve karakter gelişimi tamamlanmamış, çok fazla potansiyele sahip bir karakter. Elbette ters köşe son, çünkü ters köşe yazabildiğin sürece iyi bir polisiye yazarı olursun düsturu, kendini sürekli yenileyen bir yargı. Seriye devam eder miyim, emin değilim. Düşüneceğim. Polisiye sevenler sevecektir, benlik değildi açıkçası. Kitapla kalın!